18 Eylül 2014 Perşembe

LGBTQ hakkındaki her şey(Genel ve Bilinmedik);

LGBT AÇILIMI; LGBT (ya da GLBT), "lezbiyen", "gey", "biseksüel" ve "transgender" kelimelerinin baş harfleridir. Bu bazen LGBTT (lezbiyen, gey, biseksüel, transseksüel veya travesti) şeklinde de yazılır 1900'lardan itibaren kullanılmaya başlayan "LGBT", eşcinsel hakları mücadelesinde kullanılan çatı kelimedir. Eşcinsel hareketi olarak adlandırılan LGBT hareketi, eşcinsel kelimesinin travesti, transeksüel ve biseksüelliği kapsamıyor oluşu nedeniyle çatı kelime olmaktan çıkmıştır. Hareket GLBTT kelimesini kullanmaya başlamış ancak lezbiyenlerin toplumda "yok" sayılıyor oluşu sebebiyle, L harfi başa alınmış ve kadınlara bir tür pozitif ayrımcılık yapılmıştır. Yurtdışındaki bazı örgütler bu çatı kelimeye daha sonradan interseksüelleri temsilen I ya da queeri temsilen Q harflerini eklemişlerdir.

ETİMOLOJİ; Yaygın olarak kullanılan ilk terim "eşcinsel" olmuş, cinsel devrimlerden önce ve süregelen homofobi için olumsuz çağrışımları taşımak için düşünülmüş ve yerini eğilimine göre belirleyen sözcükler almıştır. Bunlar; lezbiyen, gey, transeksüel gibidir. Lezbiyenlerin kamudaki söylevleri ve geylerden farklı olarak farklı cinsel aktiviteleri bazı lezbiyen-feministlerin geyler aleyhine ayrılıkçı, öfkeli görüşler düşünmesine neden olmuştur.
LGBT bireyler günümüzde tanımlanmakta olup, zaman içinde genel toplum anlayışına aksi marjinal bireylerin de açık desteğini almakta olan eşcinseller toplum tarafından marjinal bireyler olarak nitelendirilmektedir. Ancak halen dünya genelinde bireyler toplumun sözlü ve cinsel tacizine uğramaktadır. Transseksüel aktris Candis Cayne'ın 2009 yılında dediği gibi; "Biz hala açıkça taciz edilebilir bireyleriz".

TARİHİ; İnsanlık tarihi kadar eski LGBT ve eşcinsellik eski kaynaklarda M.Ö. 2000-3000 arasındaki döneme kadar uzanan LGBT'nin tarihi ile ilgili en eski yazılı belgeler Eski Mısır, Sümerler ve Hititlere uzanmaktadır. Bazı Mezopotamya tapınaklarında, yakın zamana değin Hindistan'da süren bir uygulamaya benzer biçimde, kutsal fahişelerin yanı sıra kültün hizmetine verilmiş eşcinsel fahişeler bulunmaktaydı. Yine LGBT tarihinde özel bir önemi olan iki eski Doğu halklarından Hititler ve Yahudiler tarihte yer almıştır. M.Ö. 1400'lerden kalma bir Hitit yasa derlemesinde erkekler arasında evliliğe izin veren bir madde belirlenmiştir. Bu yasa tarihte eşcinsel evliliğe izin tanıyan ilk yasa olma özelliğinide taşımaktadır. Bir diğer topluluk; Yahudiler ise eşcinselliğe karşı yürüttükleri mücadeleyle tanınırlar. Batı uygarlığının eşcinselliği mahkum etmesinin temelinde önce Musevilik, daha sonra Hıristiyanlık kaynaklarında yer alan bu mücadele yatmaktadır.
Akdeniz uygarlığında "LGBT" ve eşcinselliğin göreceli olarak daha serbest olduğu, sosyal açıdan kabul gördüğü, hatta bazı boyutlarıyla yüceltildiği bir ülke de Antik Yunanistan olup burada pederastik (Türkçe: erkeklerle genç erkekler arasındaki ilişki ve aşk veya (Türkçe: kadınlarla başka kadınlar arasındaki ilişki ve aşk) edebi, sanatsal ve felsefi konuılarda saygınlık kazanmıştır. Yine Eski Yunan sanatının büyük bölümünde eşcinsellik bir esin kaynağı olmuştur. Sanatta çıplak, yarı çıplak erkek figürleriyle başlayan bu akım, M.Ö. 4. ve 5. yüzyıllarda heykel sanatıyla daha da ilerlemiş ve tarihte bir daha eşine ulaşılamayan bir yoğunluğa ulaşmıştır. Eski Yunan şiirinde de eşcinselliğe dayanan esinin büyük yeri vardı. Ama yalnızca erkek eşcinselliği değil, kadın eşcinselliği de işleniyordu. Kendiside biseksüel olan Sappho'nun şiirleri bunun kanıtıdır. Tarihi kaynaklarda Sapp­ho'nun Midilli (eski adıyla: "Lesbos")'ta sa­de­ce kız­ öğrencilerin eği­tim gör­dü­ğü bir cim­naz­yu­mu bulunmaktaydı. Ken­di­sinin de eş­cin­sel olduğu düşünülen Sapp­ho'nun cim­naz­yu­mu, öğ­ren­ci­le­ri ara­sın­da eş­cin­sel iliş­ki ya­şan­dı­ğı ge­rek­çe­siy­le hal­kın ve yö­ne­ti­ci­le­rin tep­ki­si­ni çek­miş ve ada­da eşcinsel olduğu düşünülen kişilere karşı homofobik olay­lar ya­şan­mış­tı. Yine Sappho yazdığı şiirlerinde, kadın arkadaşlarına ve öğrencilerine tutkuyla ve aşk ile seslendiği için onun lezbiyen olduğu düşünülerek Lesbos Tiranı tarafından Sicilya'ya sürgüne gönderilmiştir. Sappho bir şiirinde imge olarak eşcinselliğe atıfla şöyle yazmıştır;
"Dön yalvarıyorum sana,
Süt beyazı tuniğini giyerek.
Ah güzel endamını nasıl bir ateş sarıyor,
Baştan çıkarıcılığın karşısında her kadın titrer" (Sappho)


Antik Yunan'da, “tribades” denilen kadınlarla cinsel ilişki kurmaya, erkeklerle olduğundan daha fazla düşkün olan kadınlar için kullanılmış terimde eski kaynaklarda yer almaktadır. Yine cumhuriyet dönemi Roma Uygarlığı'nda eşcinsel ilişkiler sert bir baskıyla karşılanıyor, bu baskı sadece bir Roma vatandaşı söz konusu olduğunda uygulanıyor, eşcinsellik bütünüyle yadsınmıyordu. Antik Çin'in bütün tarihi boyunca, özellikle Han hanedanı döneminde (MÖ. 206 - MS. 220) eşcinsellik çok yaygındı. Feodal Japonya'da askeri çevrelerde eşcinsellik tipik bir olguydu. Akdeniz Bölgesi'nde ise ortaçağ Arap uygarlığında erkekler arasında eşcinsel ilişkilerden esinlenilen bir şiir geleneğinin geliştiği bilinmektedir. Yine bu konuya ilişkin birçok anekdot vardır. Binbir Gece Masalları okunduğunda, Arap toplumunda eşcinselliğin konumuna ilişkin bir düşünce edinilebilmektedir. Arap ülkelerinde erkekler arasında eşcinselliğe ait gelenekler günümüze kadar sürmüştür. Afganistan'da, kadın gibi giyinmiş ve makyajlı oğlanlar, ondokuzuncu yüzyıla kadar zengin erkeklerin haremlerinin bir parçasıydılar. Kaşif Richard Francis Burton bir yazısında Afganistan'daki bu durum için şöyle yazmıştır:
"Afganlar büyük ölçüde ticari gezginlerdir. Her bir kervanda neredeyse tümüyle kadın giysileri giymiş oğlanlar ve gençler vardır. Gözleri sürmeli, yanaklarına allık sürülmüş, uzun bukleli, kınalı parmakları, görkem içinde develerini süren bu oğlanlara gezgin karılar denir, kocaları yanlarında sabırla uzun yolculuğa katlanırlar."

Hıritiyanlığın eşcinselliği yasaklamasına karşın, Batı ülkelerinde de ortaçağ boyunca eşcinsel ilişkilerin, çok yaygın olmamakla birlikte, sürdüğü bilinmektedir. Papa ve kardinallerin yasakları, mahkeme kararları ve infazlar bu yasaklara karşın LGBT'ler arasında cinsel ilişki ve aşkın varlığını sürdürdüğünü kanıtlamaktadır. Yine Rönesans'ın sürdüğü 15. ve 16. yüzyıllarda eşcinselliğin Eski Yunan'ı anımsatan bir biçimde canlanmasını getirdi. Rönesans Avrupası'nda eşcinsel olan ya da bu eğilimi heteroseksüel ilişkiyle birlikte sürdüren pek çok ünlü kişi vardı. Aynı durumun modern çağ için de geçerli olduğu söylenebilir. 1968'deki cinsel devrimden ve 1969'daki Stonewall ayaklanmalarından önce toplumda LGBT bireyler için aşağılayıcı kelimeler, polis şiddeti, antipati ve homofobi vardı. Cinsel yönelim kavramı heteroseksüellik ile özdeşleştirilmişti. Cinsel devrimlerin ardından hızla büyüyen LGBT hak mücadelesi Batı Avrupa'dan başlayarak dünya çapında (Kuzey ve Güney Amerika, Avustralya, Orta ve Doğu Avrupa) kabul görmeye başlarken; Güney Afrika, İsrail, Filipinler, Güney Kore, Japonya, Nepal ve Tayvan dışındaki Afrika ve Asya ülkeleri eşcinselliği suç kabul etmek, cinsiyet düzeltme ameliyatlarına izin vermemek gibi ayrımcı uygulamaları sürdürmektedir.
Stonewall ayaklanmalarıyla beraber içe kapanıklığın dışa açılımı 1970'lerin sonu ve 1980'lerin başında başlamış, LGBT bireyler için bir algı değişimi olmuş; bazı gey ve lezbiyenlerin toplumsal ilk kabulleri yaşanmış, biseksüel ya da transseksüel kişiler de hak ve kabul için çeşitli aktivitelerde bulunmuş ve örgütlenmeler yoluna gitmiştir.


KÜLTÜR; Cinsel kimlik ve yönelimi lezbiyen, gey, biseksüel ve transgender (travesti, transseksüel) bireylerce düzenlenen etkinlikler, aktiviteler veya yine LGBT ile ilgili yapılanlar ve yapılacakları tanımlamakta genel adlandırma "LGBT kültürü"dür. Terim eşanlamlı olmadığı hâlde yine bu kavramı tanımlamak için "Gey kültürü" adıda kullanılır.


HAKLAR;

Ülkelerine göre LGBT hakları;

Lezbiyen, gey, biseksüel ve transgender (LGBT)'yi etkileyen yasalar ülkeden ülkeye, bölgeden bölgeye çok büyük farklılıklar gösterir. Kimi ülkeler eşcinsel evlilik, medeni birliktelik gibi hakları tanırken kimi ülkelerde ölüm cezası başta olmak üzere çeşitli cezalar uygulamaktadır. LGBT bireyler ile ilgili yasalardan bazıları LGBT evlat edinme, göç hakkı, Cinsel yönelimler ve askerlik hizmeti, ayrımcılık karşıtlığı, bireylere karşı şiddet, nefret suçları, oğlancılık (sodomi) ve adil, eşit olmayan reşit olma yaşı gibi yasalardır.
Birleşmiş Milletler, 2011 yılında LGBT bireylerle ilgili ilk önergesini yayınladı ve bunu nefret suçları, eşcinselliğin yasaklanması ve ayrımcılığın da dahil olduğu LGBT bireylere yönelik şiddetin belgelenmesi ile ilgili raporlar izledi.

Anketler;  ' http://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%9Clkelerine_g%C3%B6re_LGBT_haklar%C4%B1 '

Günümüzde resmi bir heteroseksist ayrımcılığın bulunmadığı 17 ülke vardır. Bunlar Arjantin, Belçika, Birleşik Krallık, Brezilya, Danimarka, Fransa Kanada,İspanya, İsveç, İzlanda, Lüksemburg, Hollanda, Norveç, Güney Afrika, Uruguay ve Yeni Zelanda'dır. Bu tam anlamıyla ayrımcı olmama durumu evlilik ve evlat edinme haklarını da kapsamaktadır. Bu ülkeler dışında Portekiz'de de evlilik hakkı vardır; ancak Portekiz evlat edinme hakkını tanımamaktadır.

LGBT sosyal hareketleri;

LGBT'ler arasında aktivist veya sosyal hareketin sıkça belirtilen bir amaç, LGBT kişiler için sosyal eşitliktir; bazı kişiler ayrıca LGBT toplulukları geliştirmek ya da daha geniş toplumu cinsel baskılardan kurtarmak için çabalamışlardır. Günümüzde örgütlenen LGBT hareketleri lobicilik ve sokak yürüyüşleri; sosyal gruplar, destek grupları ve topluluk etkinlikleri; dergiler, filmler ve edebiyat; akademik araştırma ve yazı; ve iş faaliyetleri gibi çok çeşitli siyasî eylemcilik ve kültürel faaliyetlerden oluşur

Onur yürüyüşü; Onur Yürüyüşü, her yıl Haziran ayının sonlarında dünya genelinde kutlanan ve Stonewall ayaklanmasının yıl dönümünde gerçekleştirilen bir dizi etkinlikler ve törenler bütünüdür. LGBT topluluğunda onur yürüyüşü veya gey onur yürüyüşü gibi isimlerle de bilinir. Bir dizi etkinliklerin ve geçiş törenlerinin gerçekleştirildiği etkinlikler Stonewall ayaklanmaları anısına gerçekleştirilmektedir. Tarih; 1969 yılında Stonewall Inn adlı barda baskı, şiddet ve ayrımcılığa dayanamayan eşcinseller ayaklanmış, kendileri üzerinde baskı kuran polisi bara hapsetmiş ve 4 gün boyunca sokaklarda çatışılmış, eylemler yapılmıştır. LGBT mücadelenin dönüm noktalarından biri olan gün dünyanın her yerinde onur haftası, gey onur, LGBT onur ve onur yürüyüşü gibi adlarla kutlanır. Burada kastedilen onur, kişinin kendi oluşunun onurudur, kendi varoluşundan utanmayışının yansımasıdır.

Türkiye'de Onur Haftası 1993'te ilk defa "Cinsel Özgürlük Haftası" adı ile  kutlanmak istenmiş, ancak dönemin İstanbul valiliğinin izin vermemesi ve yurtdışı konuklarını sınırdışı etmesi sonucu etkinlikler o yıl gerçekleştirilememiştir. Yurtdışından gelen konukların sınırdışı edilmesi ve gelişen olaylar sonucunda LGBT hakları için Lambdaistanbul ve Kaos GL'nin temelleri atılmıştır.
Bir hafta boyunca çeşitli LGBT ile ilgili paneller, film gösterimleri, tiyatrolar, konserleri ve partiler gibi bir dizi etkinliklerin gerçekleştiği bu haftaya Türkiye ve diğer ülkelerden insanlar katılmaktadır. Birçok araştırmacı, yazar, politikacı ve sanatçının yer aldığı paneller 2007 yılında Fransız Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilmiştir.

Ülkelerine Göre Onur Yürüyüşü;

Türkiye;1993 yılından bu yana; 2005 yılından beri ise Türkiye'de Onur Yürüşleri düzenli bir şekilde yapılmaya başlanmıştır. Onur Haftası'nın pazara denk gelen son günü saat 15.00 da gerçekleştirilir. İstanbul'da genelde Taksim Meydanı'ndan, Şişhane'ye doğru bir dizi etkinliklerle yürünür. 2007'de 25 metre uzunluğunda bir Gökkuşağı bayrağı açılmış, gerçekleştirilen yürüyüş kortejine çeşitli sahne kıyafetleri, elbiseler ve gelinlikler giyerek müzikler eşliğinde yürüyen yaklaşık 1500 kişi katılmıştır. 2012 yılında o güne kadarki en fazla katılımı alan yürüyüşe 20.000 kişi katılmıştır. Türkiye'de Onur Yürüyüşleri Ankara, Antalya, Bursa, Hatay ve 2013 yılında ilk kez İzmir olmak üzere farklı şehirlerde farklı adlarla kutlanmaktadır.


Sloganlar;

Onur Yürüyüşlerinde LGBT topluluğunca çeşitli görsel, işitsel ya da yazılı sloganlar atılır. 2007 yılı ve sonrası yıllarda İstanbul'da gerçekleştirilen Onur Yürüyüşlerinde atılan bazı sloganlar;





"Velev ki ibneyiz!"
"Susma haykır, eşcinseller vardır"
"Susma haykır, lezbiyenler vardır"
"Eşcinseller susmayacaklar, susmayacaklar, susmayacaklar"
"Ayşe Fatmayı, Ahmet Mehmedi; birbirlerini sevebilmeli"
"Teşhirci değil travestiyiz"
"Okulda,işte,mecliste eşcinseller her yerde; kabul et ya da etme, eşcinseller her yerde"
"Çürük değil eşcinsel"
"Kurtuluş yok, tek başına, ya hep beraber, ya hiç birimiz"
"Nerdesin aşkım? Burdayım aşkım"
"Freddie Mercury'nin askerleriyiz".
"Faşizme karşı bacak omuza"

Hormonlu Domates Ödülleri;2005'ten bu yana İstanbul Onur Haftası etkilerinin bir parçası olarak verilmekte olan Hormonlu Domates Ödülü ilk olarak "hormonlu tavuk yemeyin, eşcinsel olursunuz" diyen Erman Toroğlu'ya verilmiş, ödülün isimlendirilmesinde ilham kaynağı bu homofobik söz olmuştur. Ödülün verilmesinde amaç medya, kurum, kuruluş ya da bireylerin yaptığı homofobik, ayrımcı sözlerine ve tutumlarına dikkat çekmektir. Hormonlu Domatesler, İstanbul Onur Yürüyüşünün ardından verilir

Tartışmalar; (Sosyal medya)
AKP Gaziantep Milletvekili Şamil Tayyar İstiklal Caddesi'nde gerçekleştirilen LGBT onur yürüyüşünden sonra Twitter’daki hesabından "“İstiklal'de yürüyen ayolcular, o cadde zaten günboyu sürekli kalabalık, sıkıyorsa Kazlıçeşme'de bir toplanın çapınızı çevrenizi bir ölçelim" yazması tepki çekti. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek'in de Twitter hesabından yürüyüşe katılan Hüseyin Aygün için; "Hüseyin Aygün sen gay mısın? Yanlış anlama sadece merak ediyoruz" şeklinde bir twit atması tepki topladı.

20 Temmuz 2014 Pazar

Yaşlı lezbiyenin yaşamı kısa film oldu..

Mersin'de huzurevinde yaşayan yaşlı lezbiyen bir kadının hayatını konu alan ve senaryosunu oyuncu Sinem Yaruk'un yazıp yönettiği 'Her şey yeniden başlıyor' kısa filminin çekimleri tamamlandı.

Açıklamalar ; 
http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/sinema/57397/Yasli_lezbiyenin_yasami_kisa_film_oldu.html

Alıntı.

GEY VE LEZBİYENLER HAKKINDA SORU ÖNERGESİ VERİLDİ!

Geçtiğimiz günlerde Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne, tarihinde milat sayılabilecek bir soru önergesi sunuldu.

DTP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel tarafından Meclis Başkanlığı’na sunulan soru önergesi, bu güne kadar meclis gündeminde adı bile geçmeyen ‘lezbiyen, gey, travesti, biseksüel ve transeksüel’ lerle ilgili.

Son dönemlerde lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve transseksüel kişilere karşı baskı ve saldırıların arttığını belirten Tuncel, bu insanların hakları ve yasal güvenceleri için yapılan çalışmaları sordu.
Ayrıca eşcinsellerin, ayrımcılığa uğramadan çalışma ve barınma haklarına kavuşması, toplumsal alanda var olabilmelerinin önünü açabilecek yasal güvencelerin sağlanması konularında çalışmalar olup olmadığı gibi sorular da önergede yer aldı.
Eşcinselleri ilk kez Meclis gündemine taşıyan bu soru önergesi önümüzdeki günlerde bir hayli konuşulacağa benziyor.

9 Haziran 2014 Pazartesi

Gaylerinde bir insan olduğunu unutmayın!;

Bu gün her şey güzel olacak diye ümit ediyorsun, kafanda bir sürü soru işaretleriyle.
Kiminiz okula, kiminiz işe.. Ama içinizdeki o yük ve hissizlik.
'Gün geçtikçe dahada çekilmez biri oluyorum' cümlesindeki hikaye işte bir başlangıç aslında.
Belki ailesi yok, belki annesini yeni kaybetti. Belki mutludur, belkide mutsuzdur. Ama o ilk başta
BİR İNSAN. Oysa diğerleri ona sapık, hormon bozukluğu olan
yada kızlar/erkekler ona yüz vermediği için gay olan biriymiş gibi bakıyor.
Kimse düşünmüyor 'ya bende eşcinsel olarak doğsaydım,
ya herkes benimle dalga geçseydi, bana pis bir şeymişim gibi baksaydı' diye..
Bunlara her gün katlanabilirmiydiniz? Oysaki biz katlanıyoruz.
Ve bazılarınızın o iğneleyici lafları umrumda olmuyor çünkü karşımdakinin,
başkalarının laflarına inanıp araştırma gereği duymayıp birde yargısız infaz yapan biri olduğunu biliyorum.
'SEÇİM' diyorlar ya gülüyorum. Gaylari son derece aşşağılayan ülkelerde, insan neden gay olmayı seçsin?
bir düşünün. Neden kötü gözle bakılmayı SEÇSİN, neden aşşağılanmayı SEÇSİN?
Bazılarınızın 'akıl hastasıda ondan' diyişlerinizi duyar gibiyim.
Akıl hastalığı bizim aksine, bir konu hakkında hiç bir bilgisi olmayıp araştırmak yerine,
üşenip üstüne kötüleyen, mantıklı düşünemeyen ve düşünmektende uzak olan, LGBT'i hastalık olarak gören
kişilere daha fazla uyuyor. İnanmıyorsanız, inanmamaya devam edin ama diyeceğim şu ki,
ben kendimi doğduğum günden itibaren bu hislerle biliyorum. Hep kızlara karşı bir ilgim vardı.
Ve üstelik bundan kaçıp kendimi bunalıma sokmak yerine, araştırmayı tercih ettim.
Daha gencecik kızken 15 yaşımda filan, ben bunları teker teker araştırdım. Belkide tonlarca kez
kendimi denedim. Emin olunca evet, ben buyum dedim. Ve kimse, elimde olmayan bir şey için beni hatta
diğerlerini suçlayamaz. KİMSENİN BUNA HAKKI YOK! Olamazda.
Çekiştirmekten vazgeçip bir kez olsun rahat bırakmayı öğenseniz..
Her şey daha iyi olabilirdi. Aramızda tonlarca yapmacık insan varken,
kendimiz gibi olmayı tercih ettiğimiz için yargılanmanın neresi adalet? Bu konu üstüne sayamıyacağımız kadar
araştırma yapılmış. Hala sapıklık olarak görülüyorsa, anlamak istemiyorsunuz demektir. Yada kabullenemiyorsunuz.
Kabullenip anlamak için çaba sarfetmiyorsunuzdur. Şimdi diğer soru ise neden mi bunları yazıyorum?
Dalga geçilip aşşağılanan okadar genç varki, tez yaşta okadar yükü taşıyan. Dayanamayıp hatta bunlar yüzünden intihar eden.
Devam edin, ettikçe dahada mahvedin her şeyi. Bir laf vardır 'Herkes kendine yakışanı yapar' diye.
Sanırım bukadar söz yeterli olmuştur. Saygılar, 1lovelesbian.blogspot.com okurları..

Circumstance(Lezbiyen film)

Atafeh ve Shireen ikiside yetim kalmış 16 yaşında iki genç kızdır. Atafeh ve Shireen’in duygusal ilişkileri ve kızlardan birinin abisinin bu ilişkiye bakış açısı anlatılmakta. Ergenliğin getirdiği karışıklıkların etkileri, bakalım bu genç 2 bayanı nasıl etkileyecek.

Türkçe dublaj ile izlemek için; 
http://filmlen.com/circumstance-filmi-izle/

28 Mayıs 2014 Çarşamba

Gey, lezbiyen, biseksüel test siteleri (İngilizce) ;

Lezbiyen; http://www.allthetests.com/quiz08/dasquiztd.php3?testid=1082330223

Lezbiyen, gey, biseksüel; http://www.allthetests.com/relationship-tests-love-am-I-gay.php?katb=1080

http://illnessquiz.com/gay-test/

Eşcinsellik genetik olabilir!

New York’ta 161 gay üzerinde yapılan araştırma tek yumurta ikizlerinin yüzde 52’sinin eşcinsel olduğunu ortaya koyuyor. Uzmanlar da "Cinsel eğilim, öğrenmeyle gelişmez. Bir insan ya doğduğunda eşcinseldir ya da değildir" diyorlar...

     ELİF KORAP

     Araştırmalar gösteriyor ki cinsel yönelim, doğumdan önce ya da doğumun ilk haftalarında ortaya çıkıyor. New York’taki Hetrick-Martin Enstitüsü’nün 161 gay üzerinde yaptığı araştırma, eşcinselliğin genetik olma ihtimalinin yüksekliğini de ortaya koyuyor. 161 gay’de tek yumurta ikizi olanların yüzde 52, ayrı yumurta ikizi olanların yüzde 22, normal kardeşlerin ise yüzde 11’inin de eşcinsel olduğu saptanmış. Aynı araştırma lezbiyenler üzerinde yapıldığında da benzer sonuçlar alınmış. 
     
     ‘Cinsellik bilinmiyor ki’
     Eşcinsellerin dünyasını, eşcinsel örgütlerinden Lambda’da görev alan ve Minidev sitesindeki Gey - Lezbiyen Kültür’ün editörü Uğur Alper’den dinledik... Öncelikle Türk halkının cinsellik konusunda bilgisizliğinden söz etmek gerektiğine dikkat çeken Alper bu konuda şunları söylüyor: "1.5 yıl Açık Radyo’da ‘Yüzde Yüz Gey-Lezbiyen’ programını yaptık. Gelen telefonlardan insanların bu konuda ne kadar bilgisiz olduğu ortaya çıkıyordu."
     
     ‘Onlar da herkes gibi’
     "Eşcinsellerin hepsi kadınsı değil, çok maço görünümlü biri de eşcinsel olabilir" diyen Alper, şöyle devam ediyor: "Eşcinsellerin herkesle beraber oldukları düşüncesi bir önyargı. Hepsinin birer mesleği var, herkes gibi duygusal ilişkiler yaşıyorlar."
     Alper’e göre eşcinsellerin en büyük sorunları ‘cinsel bir kimlik olarak ortaya çıkamamak, haklarını savunamamak ve ciddiye alınmamak’... Uğur Alper "Eşcinsellerin halkla ilişkileri çok kötü. Örneğin bir eşcinsel öğretmen, erkek öğrencileri taciz eder diye düşünülüyor. Halbuki heteroseksüel bir öğretmenden daha fazla risk taşımaz" diye konuşuyor.
     
     Kendini eşcinsel saymayanlar...
     Bazı eşcinsellerin kendilerini eşcinsel saymadığına değinen Alper, şöyle devam ediyor: "Türkiye’de bir erkek sadece aktif roldeyse kendini eşcinsel saymıyor. Aslında o da eşcinsel. Hatta bu tür kişiler öyle bir noktaya geliyor ki, sadece eşcinsel ilişkiye girmelerine rağmen, kimliklerini kabullenmiyorlar."
     
     Lezbiyenler kamufle oluyor!
     Lezbiyenlerin dünyası ise gay’lerden çok daha farklı. Onlar daha kapalılar çünkü kamufle olma şansları daha fazla. Türk toplumunda kızların birbirlerine yakın davranması dikkat çekmiyor. Aileler kızların birbirlerinde kalmalarını yadırgamıyor. Onlar hem kadın, hem de lezbiyen olmanın zorluğunu yaşadıklarından kimliklerini gay’lere oranla daha fazla gizliyor, daha az örgütleniyorlar. Türkiye’de Kaos GL’de bir araya gelen lezbiyenlerin kurduğu "Sappho’nun Kızları", bu konuda çalışmalar yapan nadir topluluklardan. "Sappho’nun Kızları", zaman zaman toplanarak sorunlarını gündeme getiriyorlar.
     İnternette de "www.geocities.com/WestHollywood/Chelsea/9070" adresli bir web siteleri var.
     
     Eşcinsel örgütler
•   Lambda: Türkiye’de bu konuda en kapsamlı çalışmayı ‘Lambda İstanbul’ yürütüyor. Topluluk her pazar toplanarak eşcinsellerin sorunlarını tartışıyor, çözüm önerileri arıyor. ‘Lambda İstanbul’un AIDS’le mücadele, insan hakları ve şiddetle mücadele konularında da çalışmalar sürdüren alt grupları var. Lambda, toplantılarına dileyen herkesi kabul ediyor. Ziyaretçileri hoşgörüyle karşılıyorlar ve her fikre açıklar. "www.lambdaistanbul.org" adresli web sitesinde, çalışmalarını ayrıntılarıyla aktarıyorlar.
•   LeGaTo: Lezbiyen-Gay Topluluğu Projesi, Gay Ankara grubunun önderliğinde Türkiye üniversitelerindeki eşcinsel oluşum. Boğaziçi, Bilkent, İstanbul, Galatasaray, Ege, Ankara gibi 25 üniversiteyi kapsıyor.
•   Kaos GL: Tek resmi gay lezbiyen yayın organı. İki ayda bir yayımlanıyor. Bir de ‘Parmak’ adında bir aylık gazeteleri var.     
     
     Internette buluşuyorlar
     Yerli eşcinsel siteler rehberine "www.geocities.com/GLBTsiteler/" adresinden ulaşılabilir. En çok ziyaret edilen sitelerse şunlar:
•   www.minidev.com
•   www.eshcinsel.net
•   www.lambdaistanbul.org
•   www.trgay.com     
     
‘Kardeşim travesti diye sürekli küfür dinliyoruz’
     Simge, 33 yaşında bir bankacı; kardeşi travesti... Ailecek durumu kabullenmişler. Ancak, bu durumun ‘taciz ve önyargı’ları da beraberinde getirmesini hazmedemiyorlar
     
Aile içinde özel bir durumunuz var, bunu anlatır mısınız?     26 yaşındaki erkek kardeşim travesti. Doğduğundan beri kardeşimde bir gariplik vardı. 16 yaşlarında evin içinde benim elbiselerimi giydiğini fark ettik. Bize kadın olmak istediğini söyledi. Bir terapiste götürdük. Kardeşimin bir travesti olduğunu öğrendik.
     
Ailenizin tepkisi ne oldu?     10 yıldır gitmediğimiz doktor kalmadı. Annem ve babam çöktü ama "Önemli olan insan olması" dediler. Böyle bir ailemiz olduğu için çok şanslıyız. Kardeşimin kötü hayat koşullarına yönelmesini engellemiş oldular. Birkaç ay önce bir üniversite hastanesinden, ‘ameliyat olabilir’ raporu aldık. Ancak şu an bunu gerçekleştirecek gücümüz yok. Devlet bunu lüks sayıyor. Kardeşim 1991’den beri kadın elbiseleriyle dolaşıyor.
     
Aileniz bu nedenle tacize uğradı mı?     Ailem kendi halinde insanlar, ama biz hep dışlandık. Kardeşim travesti olduğu için kimse gelip gitmez oldu. Telefonlar, sokakta yürürken tacizler, küfürlerle karşılaştık. Sokakta ailece yürüyoruz laf atıyorlar "Köpeğiniz de ib... mi?" diye. Bunlar çok terbiyesiz insanlar. Hangi anne baba ister çocuğunun travesti olmasını. Bazen sokakta uğradığı bir taciz nedeniyle karakola götürülüyor. Onu almaya gidiyoruz. Bize hayvan muamelesi yapıyorlar. 
     
İş bulabildi mi?     Parasız çalışsın, yeter ki bir işi olsun dedik. Çaycılık yaptı, ama işe alanlar yine kendileri çıkardılar. Müşteriler rahatsız oluyormuş. Oysa harhangi bir kızdan bile daha kapalı giyiniyor. Ben insanların televizyondaki travestilere bakıp hepsi hakkında genel düşüncelere varmalarını yanlış buluyorum. 
     
Siz çabuk kabullenebildiniz mi?     Hayır. Benim suçum olduğunu, beni taklit ettiğini düşündüm. Bu çok saçma tabii. Doğum günü fotoğraflarıma bakan arkadaşlarım bu da kim diye sorduklarında "Kız kardeşim", demek benim için de çok zor. 
     
Kardeşinizle ilişkiniz nasıl?     Onu çok seviyorum. Cinsel kimliğinden utanmıyorum. Saklamıyorum. Ama erkek arkadaşlarımla ilişkilerimi etkiliyor. Erkek arkadaşlarım kardeşimle tanışınca benden uzaklaşıyorlar. "Sen de eşcinsel misin?" diye soruyorlar. Erkek arkadaşınız kabul etse bile, eğer evlenecekseniz onun ailesi karşı çıkabiliyor. 
     
Siz çocuk sahibi olma konusunda bir endişe taşıyor musunuz?     Hayır. Ne olursa olsun. Onu severim.
     
"Arkadaşlarım Tarkan diyor, ben Ayşegül Aldinç’i sayıklıyorum"
     Dianne rumuzlu 19 yaşındaki genç kız biseksüel; lise son sınıfta okuyor...
     
Biseksüel olduğunuzu ne zaman fark ettiniz?     Bütün arkadaşlarım Tarkan derken ben, Ayşegül Aldinç sayıklıyordum. Hoşlandığım kızlar artmaya başladı ve yavaş yavaş ilişkilerim oldu. Ben erkek arkadaşlarımla ilişkilerimde atak değilim, ama karşımdaki kadınsa bu çok daha farklı oluyor. Güzel bir kadını çekici bulmamak benim için anlaşılır değil. 
     
Lezbiyen ilişki de, erkek kadın rolü var mı?     Üstlendiğiniz roller var, ama sadece iki kadın olarak da varolabilirsiniz. Bu, ilişkinize bağlı. Lezbiyen kadını, bakışlarından davranışlarından, sezgi yoluyla tanırım. Beğenirsem, söylerim.
     
Aileniz biliyor mu?     Kendimi hiç saklamadım. İlk anneme söyledim. Annem kendisinin de gençliğinde benzer duygular yaşadığını, geçici olduğunu söyledi. Babam bilmiyormuş gibi davranmayı tercih etti. 
     
Bu nedenle sıkıntı yaşıyor musunuz?     Belki de anlaşılmadığından tepki görmüyoruz.
     
     KARŞI GÖRÜŞ-KATKI
     E şcinsel örgütlerinden ‘Lambda İstanbul’un, yazı dizimizin başlığında geçen ‘üçüncü cins’ sözüne itirazı var... Ricalarını kırmıyor ve görüşlerini yayımlıyoruz:
     "Biyolojik olarak iki cins vardır ve eşcinseller bu iki biyolojik cinsiyetin dışında üçüncü bir cins değildir. İnsan kadın ya da erkektir. Cinsel yönelimi eğer çoğunluğun dışındaysa kişinin karşı cinsin özelliklerine sahip olduğuna dair tamamen yanlış bir görüş var. Erkek eşcinsel erkek, kadın eşcinsel kadındır. Eşcinsellik, arada kalma, biyolojik olarak sahip olduğu cinsiyetin göstermesi gereken davranışların tersine davranış gösteren kişi demek değildir. Transseksüellik ise bu anlamda karşı cinse geçme arzusudur ve genelde de ameliyatla sonuçlanır. Burada da bir üçüncü cins durumu söz konusu değildir."