LGBTQ hakkında daha fazla bilgi almanız ve aklınızdaki sorularınızın çoğunu gidermek için açılmıştır. Dilerseniz, daha fazla bilgi almak ve bilgi vermek için ' bluelight19@outlook.com 'a mail atabilirsiniz.
27 Şubat 2014 Perşembe
Dünyanın bilinen ilk eşcinsel erkeği
5 bin yıllık erkek iskeletinin eşcinsel bir mağara adamına ait olduğunu ortaya çıktı
Kendine önyargılı lezbiyen;
Yeşim T. BAŞARAN / ANKARA
Daha önce “lezbiyen”den anladığımın, aklına bir şekilde kadınlar düşmüş kadın, olduğunu anlatmıştım. Bir kadının erkeklerden de hoşlanıyor oluşu, kendine lezbiyen demeyişi, kadınlara ilgisini tanımlayamamış olması, bunların hiçbiri “lezbiyen” tanımımın dışında kalmıyor. Kendim gibi kadınlarla tanışıp, sohbet etmeye başlar hale geldiğim günlerde insanların bazı durumlarda birileri için “ama o biseksüel” demelerini hiç anlayamazdım. Bu cümlenin beni neden rahatsız ettiğini de anlayamazdım. Bu konu uzun süre kafamı kurcaladı. “Ama o biseksüel” olunca ne oluyordu? Kadının erkeklerden hoşlanan yanı, kadınlardan hoşlanan yanını paylaşmasına engel miydi? Erkeklerden de hoşlanan “bizden” değil miydi? Ama kadınlardan da hoşlanıyordu. Bizi “biz” yapan kadınlardan hoşlanmamız değil miydi? Kadınlara ilgisini yorumlayamamışsa ve belki de hayatı boyunca yorumlayamayacaksa “bizden” değil miydi? Bizi “biz” yapan kadınlara olan ilgimizi yorumlayamadığımız zamanlar değil miydi?
“Lezbiyen”i tanımlarken, bir kadının, içini nasıl doldurursa doldursun kendine lezbiyen demesini mi bekleyeceğiz? O zaman “lezbiyenlik” üzerine politika yaparken bireysel zamanlar hakkında yanlışa düşeriz. Politika yapma biçimim, kadının lezbiyenliğini kabullenmesinin, benimsemesinin önündeki engelin heteroseksizm olduğunu da kapsıyorsa, şimdiki zamanda kendine lezbiyen demediği halde hayatı heteroseksizmden doğrudan etkilenen kadına “lezbiyen” diyorum. İnsanlar ötekiyi veya öteki zannettiği şeyi anlamaya çalışırken kafaları çok ilginç çalışıyor. Metalciler civcivleri ezen gaddar adamlardır, aleviler mum söndürme törenleri yaparlar, yahudiler zengin ve de hırsızdırlar, siyahlar aptaldır, sarışın kadınlar daha aptaldır, eşcinsel erkekler çocuk tacizcisidir, eşcinsel kadınlar kadın tacizcisidir... Ötekinin tuvalete gidebileceği, bir kafede senin çay içtiğin fincandan içmiş olabileceği, işyerinde oda arkadaşın olabileceği, bahar geldiğinde seninle aynı coşkuları hissedebileceği insanın aklına gelmez. Çünkü aklın kendin dışındaki gerçekleri anlayabilmesi için fazla çalışması gerekir. Ama etraftaki bozuk ideolojiler bu mekanizmanın çalışmasını engellerler. Bu nedenle, dünya tarihinde ötekiyle empati kurmayı başarmak, dünyanın yuvarlak olduğunun anlaşılmasından bu yana sen gündüzü yaşarken diğerlerinin uyuduğunu düşünmekle sınırlı genelde.
Kendini benimsemekte zorluk çeken lezbiyenin önündeki engellerden biri, etrafında kendisine benzediğini düşünebileceği örnekler görmemesi. Bir kadınla bir kadının nasıl sevgili olabileceğini tahayyül edememesi. Zaten aşk, seks birlikteliklerinde erkeklere avcı, kadınlara av olma görevi düştüğü için, lezbiyen av olması öğretilen bir dünyada nasıl lezbiyen olabileceğini bilemez, hele ki erkeklerin avcılıklarından bıkmışsa. Çünkü aşk nesnesi kadın olan bir hayalde heteroseksist toplumun izin verdiği, öğrettiği kadının avlanması gerektiğidir. Lezbiyen, kadına erkek bakışıyla, kendi bakmak istediği bakış arasında sıkışır, işin içinden çıkmak kolay değildir. Kendini henüz benimsememiş olduğu için hâlâ kendisine öteki olan lezbiyen onun için avcıdır, kendisiyle öteki olduğunu zannettiği lezbiyen arasında özdeşlik kuramadığından, lezbiyen olması gerektiği haline kendisini bir tutamadığından lezbiyenliğini kabullenemez. Zaten burdaki bakış, ötekinin kendi içinde “aynı” olduğunu zannetme hatasıdır ki, bu hata ötekine dair hep yapılır; dünyanın karanlık yüzünde sabahlayanların da olabileceği aklımıza sonradan gelir, ya da hiç gelmez.
Lezbiyen, kendinde heteroseksüel olmayan yanı keşfettiği zaman, içinde öğretilenlerden ve beklentilerden farklı hislerin olduğunu farkeder, ama “eşcinsellerin de yaşama hakkı olduğunu” düşünen biri de olsa, kendini o ötekinin içinde nasıl tanımlayacağını bilemez. Aşk, seks birlikteliklerinde erkeklere seven, kadınlara da sevilen olmak öğretilir. Lezbiyen, kendi fizyolojisi içinde bir kadını sevmenin yollarının nasıl olduğunu bilemedikçe, kadına ilgisini kendine açıklayamaz. Lezbiyen cinselliği yok gibidir. Kadına kendi bedeni günahtır. Kadın bedeni üzerinde dolaşmasına izin verilen, onu menisiyle kirleten erkek elidir. Birbirini seven iki kadın düşleyebilmek, bunu erkek dünyanın atıklarından bağımsız yapabilmek yaratıcılık, özgüven, özbenimseme ister. Lezbiyen, bu dünyada yalnızdır, yol göstereni yoktur. Lezbiyen kendini benimsediği ölçüde hayallerinde özgürleşir, hayallerinde özgürleştiği ölçüde kendini benimser. Özbenimseme onun için öteki biçiminde konumlanan “lezbiyen”lerin ötekilikten çıkmasını gerektirir.
Henüz kendini benimseyememiş lezbiyen, bir yandan lezbiyenlerle tanışmak isterken bir yandan da bundan ürker. Ne de olsa, aslında her an etrafında olduğunu bilmediği öteki ile karşılaşma anı lezbiyenin o ana kadarki hayatından kopuştur. Kafasındakileri benzerleriyle paylaşmak isterken, içten içe ötekine dair merak taşırken, bir yandan da “öteki ötekidir” işte. Öteki lezbiyendir, ama kendisi değil. Benzerleriyle tanışan lezbiyenler, genelde lezbiyenlerin öteki olduğunu zannetmekten vaz-geçerler. Benzerleriyle birlikte olmak, kimseyle pay-laşamadığı şeyleri başkalarından kendi hayatlarına dair dinlemek, hissettiği bir çok şeyi tek başına uydurmadığını görmek, lezbiyeni güçlü kılar. Tek başına yaşadıklarını her anlamda öznel zannettiği zamanlarda, lezbiyenin kendini dünyaya karşı sa-vunabileceğini hissetmesi güçtür. Lezbiyenin ken-dine önyargısının yıkılması için, önce kendini öteki yapması, öteki ile iletişime geçmesi gerekmektedir. Kendine öğretilen dünyadan ne kadar çok uzak-laşırsa kendi benimseyebileceği dünyayı kurması o kadar olasıdır. Biz birbirimizle tanışıp arkadaş ol-dukça birbirimize yaptığımız budur, beraberce is-tediğimiz dünyanın hayalini kurmak, beklentilerimizi belirlemek ve bunun için çaba sarfetmek.
17 Şubat 2014 Pazartesi
Lezbiyen ya da Biseksüel Olduğunu İtiraf Eden 16 Ünlü Kadın;
Amber Heard – Biseksüel
Amber Rose – Biseksüel
Angelina Jolie – Biseksüel
Anna Paquin – Biseksüel
Cynthia Nixon – Lezbiyen
Ellen Degeneres – Lezbiyen
Evan Rachel Wood – Biseksüel
Jodie Foster – Lezbiyen
Kristanna Loken – Biseksüel
Lady Gaga – Biseksüel
Lindsay Lohan – Biseksüel
Megan Fox – Biseksüel
Portia de Rossi – Lezbiyen
Drew Barrymore – Biseksüel
Nelly Furtado – Biseksüel
Pink Sober – Biseksüel
Lezbiyenler hakkında;
Lezbiyenlik İki kadının birbirine aşık olması ve cinsel yönden birbirini arzulamasıdır kısaca. Ama derinlemesine bakıldıgında heterosexuellikten farksızdır. Cunku lezbiyenler de aşık olabiliyor ama karşı cinse degil hemcinsine aşık olabiliyor. Onlar anormal, sapkın, hasta degiller. Psikolojide de açıklandıgı gibi ‘Lezbiyenlik bir hastalık degildir’ der. Onun dısında eski yuzyıllarda ‘Lut Kavmi’ bir eşcinsel kavimdi.
Ayrıca ‘Amazonlar’ eski yuzyıllarda bilinen tamamen lezbiyenlerden olusan ve erkek egemenligine karsı cıkan, kadın gucunu, savunan bir kavimdi. Yine eski zamanlarda ‘Romantik Kadınlar olarak bilinen ve sadece kadın kadına aşk yaşayan Lezbiyenler vardı. Ve ‘Sappho’ tarihteki ilk Lezbiyen aşık oldugu kadın yuzunden yuksek bir kule gibi biryerde hapsedilerek ölüme mahkum edildi. Ve Sappho lezbiyenlerin tanrısı, anasi gibidir.
Eski zamanlarda erkekler romantik kadınlara karşı cıkmıyorlar ustune ustluk ilişkilerinde iki kadının birbiriyle samimi olması erkeklerin hoslarına gidiyordu. Fakat birzaman sonra ‘Erkeksi Kadınlar’ cıktı. ve erkekler bu kadınların erkek egemenligini tehlike altına atacaklarını dusunduklerinden dolayi bu kadınları ortadan kaldırmaya calıstılar..
Kadınların Lezbiyen Olma Nedenleri
1. Erkeklerin cinsel yaşantıda çok sert ve hırçın olmaları nedeniyle kadınların yataktaki partnerlerinin daha hafif yani daha kibar biri olmasını istemesi.
1. Erkeklerin cinsel yaşantıda çok sert ve hırçın olmaları nedeniyle kadınların yataktaki partnerlerinin daha hafif yani daha kibar biri olmasını istemesi.
2. Kadınların cinsel isteği daha fazla olması ve erkeğin işi bitince (genelde bu böyledir :))cinsel birleşmeden uzaklaşması nedeniyle birçok kadın kendini tatmin edememekte ve kendine uygun bir bayanla birlikte olmaktadır.
3. Erkeklere nazaran daha duygusal olan kadınlar bazen ilgi ve şevkattan uzak kalabilmektedir. Nitekim günümüz insanları böyle eşleriyle ilgisiz ve alakasız. Kendisini yalnız hisseden kadının sığınacak bir liman olarak hemcinsini seçmesi.
4. Genç kızlarda bekaret korkusu nedeniyle cinsel isteklerini tatmin edemedikleri ortaya çıkmış alternatif çözümler olarak lezbiyen olmayı tercih etmişlerdir.
29 Ocak 2014 Çarşamba
Eşcinsel olmak;
Bazılarımız çok küçük yaştan farkeder, bazılarımız hala kendini bulamamıştır.
Etrafımızdaki erkek kız çiftler gözleri alıştırır bu gibi görüntülere.
Zaten bunları biliyoruz, ya lezbiyen ve gayler? ya biseksüel ve transeksüeller?
Eşcinsellere karşı protesto düzenliyenlerin önünde, lezbiyen sevgilimi gözlerinin önünde
öpesim geliyor. Bazılarımız toplum düşüncesini önemsese'de, bazılarımız hiç umursamıyor.
Olması gerekende bu, yanlış olan hiç bir şey YOK.
Aşk cinsiyet gerektirmiyor. Dünyanın herhangi bir yerinden, doğan 10 bebeğin 4 tanesi eşcinsel doğuyor.
Her kişiliğin farklı tercihleri ve tercihsizlikleri vardır.
Bazılarımız, eşcinsel doğmuyor sonradan eşcinselliğe merak sarıyor(ki bu tercihe giriyor)
kendi nedenlerinden dolayı kabul ediyorum.
Ama bazılarımız eşcinsel doğuyor. Bunu değiştiremeyiz.
Hayır, lezbiyenler feminist değil. Tercih değil, yaratılış.
Erkek cinsel organından korkmuyoruz, bu sözleriniz oldukça saçma.
Tekrar tekrar söylüyorum ya.. YARATILIŞ.
Kötü bakışlarınızdan, iğneleyeci sözlerinizden kaçmıyacağım.
Kaçmamız gereken bir konu bile yok zaten. Üzülerek söyleyeceğim ki,
bu konuda çoğu insan kültürsüz.
Etrafımızdaki erkek kız çiftler gözleri alıştırır bu gibi görüntülere.
Zaten bunları biliyoruz, ya lezbiyen ve gayler? ya biseksüel ve transeksüeller?
Eşcinsellere karşı protesto düzenliyenlerin önünde, lezbiyen sevgilimi gözlerinin önünde
öpesim geliyor. Bazılarımız toplum düşüncesini önemsese'de, bazılarımız hiç umursamıyor.
Olması gerekende bu, yanlış olan hiç bir şey YOK.
Aşk cinsiyet gerektirmiyor. Dünyanın herhangi bir yerinden, doğan 10 bebeğin 4 tanesi eşcinsel doğuyor.
Her kişiliğin farklı tercihleri ve tercihsizlikleri vardır.
Bazılarımız, eşcinsel doğmuyor sonradan eşcinselliğe merak sarıyor(ki bu tercihe giriyor)
kendi nedenlerinden dolayı kabul ediyorum.
Ama bazılarımız eşcinsel doğuyor. Bunu değiştiremeyiz.
Hayır, lezbiyenler feminist değil. Tercih değil, yaratılış.
Erkek cinsel organından korkmuyoruz, bu sözleriniz oldukça saçma.
Tekrar tekrar söylüyorum ya.. YARATILIŞ.
Kötü bakışlarınızdan, iğneleyeci sözlerinizden kaçmıyacağım.
Kaçmamız gereken bir konu bile yok zaten. Üzülerek söyleyeceğim ki,
bu konuda çoğu insan kültürsüz.
Biseksüellik nedir?
Biseksüellik, her iki cinsiyetten olan insanlara karşı cinsel olarak ilgi duyma ve onlarla duygusal veya cinsel bir ilişki içine girme potansiyelidir. Biseksüel bir kimse her iki cinse de aynı ölçüde ilgi duymayabilir, ve bu ilginin derecesi zaman içinde değişebilir.
Kendini algılama biseksüel kimliğin anahtarıdır. Pek çok kimse her iki cinsiyetten kişilerle cinsel etkinlik içine girer, ancak kendilerini biseksüel olarak tanımlamaz. Benzer şekilde, bazı diğer insanlar da yalnızca bir cinsiyet ile cinsel ilişkiye girerler veya hiç cinsel ilişkiye girmezler, ancak yine de kendilerini biseksüel olarak tanımlarlar. Bir kimsenin biseksüel olup olmadığını saptamaya yarayacak bir davranışsal "test" yoktur.
Kendini algılama biseksüel kimliğin anahtarıdır. Pek çok kimse her iki cinsiyetten kişilerle cinsel etkinlik içine girer, ancak kendilerini biseksüel olarak tanımlamaz. Benzer şekilde, bazı diğer insanlar da yalnızca bir cinsiyet ile cinsel ilişkiye girerler veya hiç cinsel ilişkiye girmezler, ancak yine de kendilerini biseksüel olarak tanımlarlar. Bir kimsenin biseksüel olup olmadığını saptamaya yarayacak bir davranışsal "test" yoktur.
Biseksüel Kimlik Nasıl Oluşur?
Bazı insanlar, bir kişinin heteroseksüel, eşcinsel veya biseksüel olarak doğduğuna (örneğin doğum öncesi hormonal etkiler nedeniyle) ve kimliğinin içsel ve değiştirilemez olduğuna inanırlar. Diğerleri, cinsel yönelimin toplumsallaşma (örneğin, anne ve babaya ait modellerin taklit edilmesi veya reddedilmesi) veya bilinçli seçim (örneğin, siyasi feminist kimliğin bir parçası olarak lezbiyenliğin seçilmesi) sonucunda olduğuna inanırlar. Diğerleri ise bu faktörlerin birbirlerini etkilediklerine inanır.
Biyolojik, toplumsal ve kültürel etmenler her kişi için farklı olduğu için, ister biseksüel, isterse gay veya lezbiyen, heteroseksüel veya cinsiyetsiz olsun, herkesin cinselliği oldukça kişiseldir. Cinsel kimliğe atfedilen "değer" onun cinselkökenine dayanmaz. Pek çok insan biseksüelliği, sadece insanların geçtikleri bir evre olarak değerlendirir. Gerçekte ise herhangi bir cinsel yönelim bir evre olabilir. İnsanlar çeşitlidir, bireysel cinsel duygular ve davranışlar zamanla değişebilir. Cinsel kimliğin oluşması ve sağlamlaşması devam eden bir süreçtir. Biz genel olarak heteroseksüel olarak toplumsallaştığımız için, biseksüellik pek çok insanın kendi eşcinselliklerinin farkına varmaları sürecinin bir evresi olarak yaşadıkları bir aşamadır. Pek çokları ise, oldukça uzun bir gey erkek veya lezbiyen kimlik sürecinin ardından kendilerini biseksüel olarak tanımlamışlardır.
Ron Fox tarafından 900'den fazla biseksüel bireyle yapılan bir çalışma, bunların 3'te 1'inin daha önce lezbiyen veya gey olarak tanımlandığını ortaya çıkarmıştır. Belki de sürekli olmayacak bir yönelim, yaşanan zaman kesiti boyunca hâl geçerli olabilir. Biseksüellik, aynen eşcinsellik ve heteroseksüellik gibi cinsel keşif sürecinde geçici bir basamak da olabilir, istikrarlı, uzun-dönemli bir kimlik de.
Biyolojik, toplumsal ve kültürel etmenler her kişi için farklı olduğu için, ister biseksüel, isterse gay veya lezbiyen, heteroseksüel veya cinsiyetsiz olsun, herkesin cinselliği oldukça kişiseldir. Cinsel kimliğe atfedilen "değer" onun cinselkökenine dayanmaz. Pek çok insan biseksüelliği, sadece insanların geçtikleri bir evre olarak değerlendirir. Gerçekte ise herhangi bir cinsel yönelim bir evre olabilir. İnsanlar çeşitlidir, bireysel cinsel duygular ve davranışlar zamanla değişebilir. Cinsel kimliğin oluşması ve sağlamlaşması devam eden bir süreçtir. Biz genel olarak heteroseksüel olarak toplumsallaştığımız için, biseksüellik pek çok insanın kendi eşcinselliklerinin farkına varmaları sürecinin bir evresi olarak yaşadıkları bir aşamadır. Pek çokları ise, oldukça uzun bir gey erkek veya lezbiyen kimlik sürecinin ardından kendilerini biseksüel olarak tanımlamışlardır.
Ron Fox tarafından 900'den fazla biseksüel bireyle yapılan bir çalışma, bunların 3'te 1'inin daha önce lezbiyen veya gey olarak tanımlandığını ortaya çıkarmıştır. Belki de sürekli olmayacak bir yönelim, yaşanan zaman kesiti boyunca hâl geçerli olabilir. Biseksüellik, aynen eşcinsellik ve heteroseksüellik gibi cinsel keşif sürecinde geçici bir basamak da olabilir, istikrarlı, uzun-dönemli bir kimlik de.
Biseksüellik toplumda Ne Kadar Yaygındır? Biseksüel erkek kimdir?
Bu konuda pek az çalışma yapıldığı için, biseksüelliğin ne kadar yaygın olduğunu söylemek kolay değildir; cinsellik hakkındaki çoğu çalışma heteroseksüellik veya eşcinsellik üstüne yoğunlaşmıştır. Kinsey tarafından 1940 ve 1950'lerde yapılan araştırma, cinsel etkinlikleri ve ilgilerine dayanarak, kadınların %15-25 ve erkeklerinse %33-46 kadarının biseksüel olabileceğini ortaya koymuştur. Biseksüellikler pek çok şekillerde nüfusunun içinde gizlidir. Kültürümüzde, genellikle bir kimsenin ya heteroseksüel ya da (görünüşüne veya davranışsal ip uçlarına dayanarak) eşcinsel olduğu varsayılır. Biseksüellik bu standart kategorilere uymadığı için çoğunlukla ya reddedilir ya da görmezlikten gelinir. Kabul edildiğindeyse, tek kendi başıba bir kimlikten ziyade "kısmen heteroseksüel kısmen de eşcinsel" bir kimlik olarak görülür. Biseksüellik katı cinsel kategorilerin geçerliliğini sorgulamaya açtığı için dünyaya karşı kabul edilmiş olan bakış tarzını tehdit eder ve farklı cinsellik alanlarının varlıklarının kabul edilmesini cesaretlendirir. Basmakalıplaşmış bir biseksüel görünüş veya davranış biçimi olmadığı için, biseksüellerin genellikle ya heteroseksüel ya da eşcinsel oldukları varsayılmıştır. Bilinçliliği yükseltmek için, biseksüeller kendi gözle görünür topluluklarını oluşturmaya başlamışlardır.
Biseksüel İlişkiler Ne Şekilde Olmaktadır?
Biseksüeller, diğer insanlar gibi geniş bir çeşitliliği olan ilişki tarzlarına sahiptirler. Genel söylencenin aksine, biseksüel bir kimsenin aynı anda hem bir erkekle hem de bir kadınla cinsel olarak ilgili olması gerekmez. Aslında, biseksüel olarak tanımlanan bazı insanlar bu ya da öteki toplumsal cinsiyetle (veya her ikisiyle de) asla cinsel ilişkiye girmemişlerdir. Heteroseksüeller ve gey erkekler ile lezbiyenler için geçerli olduğu üzere, cinsel çekim her arzu edildiğinde davranılmasını gerektirmez. Heteroseksüeller ve gey kişiler gibi, pek çok biseksüel de cinsel olarak yalnızca bir eşle aktif olmayı seçebilir; uzun-dönemli, tekeşli ilişkileri olabilir. Diğer biseksüeller, aynı cinsiyetten eşlere, üç-taraflı ilişkilere, veya aynı ya da farklı toplumsal cinsiyetlerden olan birkaç eşli (tek başına veya eşzamanlı olarak) ilişkilere izin veren serbest evlilikler yapabilirler. Cinsel yönelimleri ne olursa olsun, katılan kişilerin cinsel ve duygusal ilişkilerin tipini seçme özgürlüğüne sahip olmaları önemlidir.
Anne ben lezbiyenim.
Ayşe Arman ;
Bir kadın, bir erkeği severse herkes arkasındadır da, bir kadını severse niye ‘‘cami avlusundaki çocuk'' gibi yapayalnız kalır bu dünyada? O aşk da, bu değil mi?
Neden kadınları seven kadınların bu kadar çullanırlar omuzlarına?
Ben kendimi bildim bileli kadınları sevdim. Belli bir yaşa gelince, ‘‘Sıkıldım bu erkeklerden, biraz da kadınları deneyeyim!'' demedim, hep böyleydim. Ben kadınlarla mutlu, onlarla bendim. Ama yakın dostlarım dışında kimse bilmiyordu cinsel tercihimi. Hani filmlerde olur ya, kötü kadınlar, işte öyle kötü bir kadın yüzünden şimdi bütün akrabalarım öğrendi...
* * *
Bana arka çıkmalarını beklemiyordum ama bu şekilde sırt dönmeleri de gerekmiyordu. Hani kişiliğimi çok beğenirlerdi, beni kimselere değişmezlerdi... Şimdi ‘‘kadınları seviyorum'' diye övgüye layık gördükleri bütün özelliklerim, onların deyimiyle ‘‘şahane karakterim'' silindi. Ailenin en kötüsü, yüz karası oldum. Annem var, canımdan çok sevdiğim, o henüz bilmiyor. Saklıyorlar ondan, ama yakında söyleyecekler. Şu an arkasından ‘‘Kızı sapıkmış biliyor musun!'' demekle yetiniyorlar. Annem kahroluyor, kendisinden saklanan bir şey olduğunu seziyor ve hasta. Kalbi var. Ben şimdi annemin karşısına geçip nasıl ‘‘Anne ben lezbiyenim!'' derim? Diyemem. Göze alabilir miyim ona bir şey olmasını? Alamam.
Bir de beni evlendermeyi taktılar kafaya. Evlenince geçecek ya. Ben bir erkekle nasıl evlenebilirim? Siz nasıl bir kadınla evlenemezseniz, ben de bir erkekle evlenemem. Ne yapmalıyım? Kafamı hangi taşlara vurmalıyım? Beynime bir silah dayayıp, hem annemi hem kendimi mi kurtarmalı mıyım? Yoksa kurbanlık koyun gibi bir erkekle evlenip, herkesi mutlu edip, kendimi ömür boyu mutsuzluğa mı mahkum etmeliyim?
* * *
Kendimce bir hayat kurmaya çalışıyorum İstanbul'da. Sevdiğim bir işim ve sevdiğim dostlarım var yanımda. Cinsel tercihlerim değil, ben önemliyim onlar için. Ama oturduğum sitedeki komşularımız da öğrenmiş ne yazık ki (cep telefonumla konuşurken, meraklı komşular beni dinlemiş balkondan) şimdi, işten eve döndüğümde, apartmana her girişimde balkona çıkıp bana bakıyorlar. Bir lezbiyen nasıl olur, neler yapar, onu inceliyorlar! Bütün sitenin gözü üzerimde. Apartman ahalisi, imza toplayıp beni evden attırmak istiyor. Çünkü Cumartesi geceleri sabah 4'te beş, altı kız dönüyormuşuz eve...
Tabii ki bahane bunlar. Benden kurtulmak istemelerinin nedeni lezbiyen olmam. Sanki bulaşıcı bir hastalığım var anasını satayım! Sitedeki çocuklar bile biliyor. Birbirlerine beni gösterip, parmaklarıyla işaret ediyorlar:
- Bak, lezbiyen geliyor!
Nasıl bir utanç. Bunu anlayacak bir çevrede yaşıyor olsam, göğsümü gere gere gezerim, ama nerdeee?
* * *
Öyle bir toplumuz ki, lezbiyenlik apartmandan ve evlatlıktan atılacak kadar kötü, sapık bir şey. Niye? Ben adam öldürmedim, hırsızlık yapmadım. Söyler misiniz bütün bunları hakedecek ne yaptım? Ev değiştir diyeceksiniz. Ev değiştirmekle bitmiyor ki, ‘‘Bak işte sapık!'' diyenler, hep arkanızdan geliyor. Bütün dünya şu an üzerime geliyor sanki. Dün gece resmen ölmek istedim. Ama kendimde o gücü bulamadım. Anneme, dostlarıma, en önemlisi de bir gülüşü için canımı verebileceğim o çok sevdiğim kadına kıyamadım. Birine yazmak, içimi dökmek istedim. Anlattıklarımı anlayabilecek nadir insanlardan olduğunuzu düşündüğümden de... Sizi seçtim. (Vera/İstanbul)
HAMİŞ 1: İnsanın bir gülüşü için canını verebileceği bir varlığa sahip olması şahane bir şey! O varlığın, bir kadın ya da erkek olması ne farkeder ki? Yazdıklarınızı okuyan pek çok insan ‘‘Vah, vah! Bir de lezbiyen olsak boku yemiştik bu ülkede!'' diyebilir, hatta sizin kadar acı çekmediklerini için gizli gizli sevinebilir. Ama ne dersiniz, onlar belki de bir gülüşü için canını verebilecekleri bir insandan mahrumdurlar. Kimbilir, belki de sizden daha yalnızdırlar. Çok çok zor şeyler yaşadığınız tahmin ediyorum. Ama ulan hayat güzel be! Lezbiyen olsan da güzel, eşcinsel olsan da güzel, heteroseksüel olsan da güzel! Üstelik camii avlusunda tek başına filan değilsiniz, siz iki kişisiniz. Bütün dünyayı karşınıza alsanız kaç yazar? Hem belki bir gün annenize de anlatabilirsiniz kendinizi. Anneler için en önemlisi çocuklarının mutluluğu değil midir? Diğerlerini, komşuları, pis dedikoducuları boşverin. Herkes tarafından anlaşılmayı beklemeyin. Ve sakın elalem için kendinizden vazgeçmeyin.
HAMİŞ 2: Tatilden yeni döndüm. Ruhum yalan dolan ve riyaya henüz hazırlıklı değil. Belki de o yüzden açılışı memleket gündemiyle uzaktan yakından alakası olmayan samimi bir okur mektubuyla yaptım.
Bir kadın, bir erkeği severse herkes arkasındadır da, bir kadını severse niye ‘‘cami avlusundaki çocuk'' gibi yapayalnız kalır bu dünyada? O aşk da, bu değil mi?
Neden kadınları seven kadınların bu kadar çullanırlar omuzlarına?
Ben kendimi bildim bileli kadınları sevdim. Belli bir yaşa gelince, ‘‘Sıkıldım bu erkeklerden, biraz da kadınları deneyeyim!'' demedim, hep böyleydim. Ben kadınlarla mutlu, onlarla bendim. Ama yakın dostlarım dışında kimse bilmiyordu cinsel tercihimi. Hani filmlerde olur ya, kötü kadınlar, işte öyle kötü bir kadın yüzünden şimdi bütün akrabalarım öğrendi...
* * *
Bana arka çıkmalarını beklemiyordum ama bu şekilde sırt dönmeleri de gerekmiyordu. Hani kişiliğimi çok beğenirlerdi, beni kimselere değişmezlerdi... Şimdi ‘‘kadınları seviyorum'' diye övgüye layık gördükleri bütün özelliklerim, onların deyimiyle ‘‘şahane karakterim'' silindi. Ailenin en kötüsü, yüz karası oldum. Annem var, canımdan çok sevdiğim, o henüz bilmiyor. Saklıyorlar ondan, ama yakında söyleyecekler. Şu an arkasından ‘‘Kızı sapıkmış biliyor musun!'' demekle yetiniyorlar. Annem kahroluyor, kendisinden saklanan bir şey olduğunu seziyor ve hasta. Kalbi var. Ben şimdi annemin karşısına geçip nasıl ‘‘Anne ben lezbiyenim!'' derim? Diyemem. Göze alabilir miyim ona bir şey olmasını? Alamam.
Bir de beni evlendermeyi taktılar kafaya. Evlenince geçecek ya. Ben bir erkekle nasıl evlenebilirim? Siz nasıl bir kadınla evlenemezseniz, ben de bir erkekle evlenemem. Ne yapmalıyım? Kafamı hangi taşlara vurmalıyım? Beynime bir silah dayayıp, hem annemi hem kendimi mi kurtarmalı mıyım? Yoksa kurbanlık koyun gibi bir erkekle evlenip, herkesi mutlu edip, kendimi ömür boyu mutsuzluğa mı mahkum etmeliyim?
* * *
Kendimce bir hayat kurmaya çalışıyorum İstanbul'da. Sevdiğim bir işim ve sevdiğim dostlarım var yanımda. Cinsel tercihlerim değil, ben önemliyim onlar için. Ama oturduğum sitedeki komşularımız da öğrenmiş ne yazık ki (cep telefonumla konuşurken, meraklı komşular beni dinlemiş balkondan) şimdi, işten eve döndüğümde, apartmana her girişimde balkona çıkıp bana bakıyorlar. Bir lezbiyen nasıl olur, neler yapar, onu inceliyorlar! Bütün sitenin gözü üzerimde. Apartman ahalisi, imza toplayıp beni evden attırmak istiyor. Çünkü Cumartesi geceleri sabah 4'te beş, altı kız dönüyormuşuz eve...
Tabii ki bahane bunlar. Benden kurtulmak istemelerinin nedeni lezbiyen olmam. Sanki bulaşıcı bir hastalığım var anasını satayım! Sitedeki çocuklar bile biliyor. Birbirlerine beni gösterip, parmaklarıyla işaret ediyorlar:
- Bak, lezbiyen geliyor!
Nasıl bir utanç. Bunu anlayacak bir çevrede yaşıyor olsam, göğsümü gere gere gezerim, ama nerdeee?
* * *
Öyle bir toplumuz ki, lezbiyenlik apartmandan ve evlatlıktan atılacak kadar kötü, sapık bir şey. Niye? Ben adam öldürmedim, hırsızlık yapmadım. Söyler misiniz bütün bunları hakedecek ne yaptım? Ev değiştir diyeceksiniz. Ev değiştirmekle bitmiyor ki, ‘‘Bak işte sapık!'' diyenler, hep arkanızdan geliyor. Bütün dünya şu an üzerime geliyor sanki. Dün gece resmen ölmek istedim. Ama kendimde o gücü bulamadım. Anneme, dostlarıma, en önemlisi de bir gülüşü için canımı verebileceğim o çok sevdiğim kadına kıyamadım. Birine yazmak, içimi dökmek istedim. Anlattıklarımı anlayabilecek nadir insanlardan olduğunuzu düşündüğümden de... Sizi seçtim. (Vera/İstanbul)
HAMİŞ 1: İnsanın bir gülüşü için canını verebileceği bir varlığa sahip olması şahane bir şey! O varlığın, bir kadın ya da erkek olması ne farkeder ki? Yazdıklarınızı okuyan pek çok insan ‘‘Vah, vah! Bir de lezbiyen olsak boku yemiştik bu ülkede!'' diyebilir, hatta sizin kadar acı çekmediklerini için gizli gizli sevinebilir. Ama ne dersiniz, onlar belki de bir gülüşü için canını verebilecekleri bir insandan mahrumdurlar. Kimbilir, belki de sizden daha yalnızdırlar. Çok çok zor şeyler yaşadığınız tahmin ediyorum. Ama ulan hayat güzel be! Lezbiyen olsan da güzel, eşcinsel olsan da güzel, heteroseksüel olsan da güzel! Üstelik camii avlusunda tek başına filan değilsiniz, siz iki kişisiniz. Bütün dünyayı karşınıza alsanız kaç yazar? Hem belki bir gün annenize de anlatabilirsiniz kendinizi. Anneler için en önemlisi çocuklarının mutluluğu değil midir? Diğerlerini, komşuları, pis dedikoducuları boşverin. Herkes tarafından anlaşılmayı beklemeyin. Ve sakın elalem için kendinizden vazgeçmeyin.
HAMİŞ 2: Tatilden yeni döndüm. Ruhum yalan dolan ve riyaya henüz hazırlıklı değil. Belki de o yüzden açılışı memleket gündemiyle uzaktan yakından alakası olmayan samimi bir okur mektubuyla yaptım.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

















