14 Ekim 2014 Salı

Eşcinsellik ve psikoloji;

Eşcinsel ebeveynlik;

Bilimsel araştırmalar gay ve lezbiyen çiftlerin yetiştirdiği çocukların heteroseksüel çiflerin yetiştirdiği çocuklar kadar uyumlu, kabiliyetli ve psikolojik olarak sağlıklı olduğunu göstermektedir. Bunun tersini gösteren bilimsel bir kanıt yoktur.
Bir araştırmanın sonuçlarında gay ve lezbiyen çiftlerin çocuklarının çoğunluğunun heteroseksüel kimlikli olmasına rağmen kısmen genetik faktörler (Amerika’daki eşcinsel çiftlerin çocuklarının %80’i kendi biyolojik çocuklarıdır.) ve aile sosyalizasyon süreci yüzünden (çocukların daha toleranslı okulda okuması, daha az heteroseksist çevre ve sosyal şartlarda yaşaması) geleneksel olarak cinsiyetlere yüklenen davranışları daha az gösterdiği ve homoerotik birlikteliklere daha açık olmaya eğilimli oldukları öne sürülmüştür. 2005’te Charlotte J. Patterson’ın Amerikan Psikiyatri Kurumu için yaptığı araştırmada gay ve lezbiyen çiftlerin yetiştirdiği çocuklarda daha yüksek oranda eşcinsellik bulunamamıştır. Başka bir araştırmanın sonuçlarında gay ve lezbiyen çiftlerin yetiştirdiği çocukların (özellikle lezbiyen çiftlerin yetiştirdiği kızlar) heteroseksüel olmayan kimlikleri daha çok benimsemeye eğilimli oldukları öne sürülmüştür.

Yasalar ve politikalar;

Arjantin'de eşcinsel evlilik ve erkek eşcinselliğine destek amaçlı açılmış bir pankart.

Eşcinselliğin yasallığı

Dünyada eşcinselliğin yasal durumu: ██ Bilgi yok Eşcinselliğin serbest olduğu ülkeler ██ Eşcinsel evlilik ██ Medeni birliktelik ██ Eşcinsel çiftlerin resmî tanımaları yok ██ Diğer ülkelerden evlilik cüzdanları kabul edilmektedir Eşcinselliğin yasadışı olduğu ülkeler ██ Ufak ceza ██ Büyük ceza ██ Ömür boyu hapis cezası ██ İdam cezası
Çoğu ülke, reşit olan ve akraba olmayan kişilerin karşılıklı rıza halinde cinsel ilişki yaşamalarını yasaklamaz. Bazı ülkeler eşcinsel çiftlere heteroseksüellerle eşit haklar, korumalar ve evlilik dahil ayrıcalıklar vermektedir. Bazı ülkeler kişileri heteroseksüel birlikteliklerle kısıtlar, başka bir deyişle eşcinsel aktivite yasa dışıdır. Eşcinsel aktivite yapanlara, İran ve Nijerya’nın bazı bölgeleri gibi yerlerde aşırı tutucu Müslümanlar tarafından ölüm cezası verilebilir. Ama genelde resmi kurallarla cezanın gerçekte uygulaması arasında önemli farklılıklar vardır.
Eşcinsel davranış, batı toplumunun bazı ülkelerinde suç olmaktan çıkarılsa da (örneğin 1932’de Polonya, 1933’te Danimarka, 1944’te İsveç, 1967’de Birleşik Krallık) eşcinsellerin bazı gelişmiş ülkelerde kısıtlı sivil haklar edinmeleri 1970’in ortalarından sonra olmaya başlamıştır. 2 Temmuz 2009’da Hindistan, eşcinselliği suç olmaktan çıkarmıştır. Bu konuda dönüm noktası Amerikan Psikiyatri Kurumu’nun 1973’te eşcinselliği Teşhis ve İstatistik Kılavuzu’ndan (DSM) çıkarmasıdır. Quebec, 1977’de cinsel yönelim ayrımcılığını yasaklayan ilk eyalet olmuştur. 1980 ve 1990’larda çoğu gelişmiş ülke, eşcinsel davranışı suç olmaktan çıkarıp gay ve lezbiyenlere iş alanı, konaklama ve yapılan hizmetlerde ayrımcılık yapılmasını yasaklamıştır. Bugün, Orta Doğu ve Afrika’da birçok ülkede ve Asya ve Güney Pasifik’te de birkaç ülkede eşcinsellik suçtur. Altı ülkede eşcinsel davranış ömür boyu hapis cezasıyla cezalandırılır, on ülkede ise ölüm cezasını getirir.

Eşcinsel evlilik

Ana madde: Eşcinsel evlilik
Eşcinsel evliliğe şu anda altı ülkede ve yedi ABD eyaletinde izin verilmektedir. Hollanda[2001'de eşcinsel evliliği uygulayan dünyanın ilk ülkesiydi, ve artık Belçika, Güney Afrika, İspanya, Kanada ve Amerika Birleşik Devletleri'nin Massachusetts, Iowa, Kaliforniya ve New York eyaletlerinde de geçerlidir. İsrail'de, diğer ülkelerde yapılan eşcinsel evlilikler kabul edilmektedir, ama İsrail'de yapılan eşcinsel evlilikler yasal sayılmıyor.

Medeni birliktelik

Ana madde: Medeni birliktelik
Bazı diğer ülkeler, medeni birliktelikler kabul eden kanunlar uygulamaktadır. Bu medeni birliktelikler, eşcinsel çiftlere, karma çiftlerin yasal haklarına benzer haklar tanımak amacıyla uygulanıyor, örneğin vergi, miras ve göç hakkındaki yasal konularda. İskandinav ülkeleri, Avustralya, İngiltere, İsviçre, Avusturya ve Almanya medeni birliktelikleri kabul eden ülkelerdendir.
Medeni birliktelikleri ve evcil ortaklıkları kabul eden ABD eyaletleri ise şunlardır: 2000 yılında Kaliforniya ve Vermont, 2005 de Connecticut, 2006 da New Jersey, 2007 de Oregon ve 2008 de New Hampshire.
2006’da Amerikan Psikiyatri Kurumu, Amerikan Psikologlar Birliği ve Sosyal İşçilerin Ulusal Kurumu’nun California Yargıtayı’na yaptığı açıklama “Gay ve lezbiyenlerin kurdukları ciddi birliktelikler heteroseksüel birlikteliklere önemli açılardan birbirine denktir. Evlilik kurumunun sunduğu sosyal, psikolojik ve sağlık yararlarından eşcinsel çiftler yararlanamamaktadır. Eşcinsel çiftlerin evlenme hakkını reddederek eyalet, eşcinsellikle ilişkili tarihsel damgayı güçlendirmektedir. Eşcinsellik damgalanmaya devam etmektedir ve bu dalgalanma negatif sonuçlara yol açmaktadır.” şeklindedir. Ayrıca “Eşcinsel ve heteroseksüel çiftleri sivil evliliğin getirdiği yasal haklar, zorunluluklar ve yükümlülükler bakımından birbirinden ayırmayı gerektiğini gösteren bilimsel bir esas yoktur.” demiştir.

Toplum ve sosyoloji

Toplumun görüşü;

2007 yılındaki “Eşcinsellik toplum tarafından kabul edilmeli mi?" anketine ülkelerin evet deme oranları: ██ 81% - 90% ██ 71% - 80% ██ 61% - 70% ██ 51% - 60% ██ 41% - 50% ██ 31% - 40% ██ 21% - 30% ██ 11% - 20% ██ 1% - 10% ██ Bilgi yok
Eşcinsellik gibi heteroseksüellik haricindeki yönelimlerin kabulünün oranı Asya ve Afrika ülkerinde en düşük, Avrupa, Avustralya ve Amerika kıtasında en yüksektir. Batı toplumunun son 20-30 yılda eşcinselliği kabul oranı artmıştır.

Din

Eşcinsellikle din arasındaki ilişki zamandan yere göre fazlasıyla değişmektedir. Dünyanın en büyük dinleri eşcinselliğe genel olarak negatif yaklaşmaktadır. Bazıları eşcinsel yönelimin günah olduğunu belirtirken diğerleri sadece eşcinsel aktivitenin günah olduğunu belirtmektedir.  Bazı dinler eşcinselliği kabul etmekte hatta eşcinselliği teşvik etmektedir.
Eşcinsellikle ilgili yanlış inanışlar
21. yüzyıla gelindiğinde birçok toplum cinselliği daha rahat ve açık bir şekilde tartışır hale geldi. İnsan cinselliğinin bir ifadesi olarak eşcinsellik kabul görmesi başladı ve bunun bir sonucu olarak eşcinsellikle ilgili hurafeler terkedilmeye başlandı.  Özellikle 1950 ve 60'larda yaygın olan, erkek eşcinsellerin zayıf ve kadınsı oldukları, lezbiyenlerin erkeksi ve saldırgan oldukları inanışları büyük oranda terkedildi.

Eşcinsellere yönelik ayrımcılık

Eşcinsel zorbalığı;

Avrupa devletlerinde 2008 yılında yapılan "kanaatimce cinsel yönelime dayalı ayrımcılık bu ülkede çok ya da gayet yaygındır" anketine katılanların oranları: ██ 61% - 100% ██ 51% - 60% ██ 41% - 50% ██ 31% - 40% ██ 0% - 30%
Eşcinsel zorbalığı heteroseksüel ya da cinsel yönelimi bilinmeyen bir kişinin lezbiyen, gay, biseksüel ya da transeksüel bir kişiyi sözlü ya da fiziksel olarak taciz etmesidir. 1998’de Ulusal Ruh Sağlığı Enstitüsü tarafından yapılan bir araştırmaya göre Amerika’daki gençler her 14 dakikada bir “homo”, “i.ne” ve “karı kılıklı” gibi anti-gay hakeretler duymaktadır.

Heteroseksizm ve homofobi

Ana maddeler: Heteroseksizm ve Homofobi
Birçok kültürde eşcinseller sıklıkla önyargı ve ayrımcılığa uğramaktadır. 2011’de Hollanda’da yapılan bir araştırmaya göre Hollanda gençliğinin %49’u ve Hollanda’daki başka ırklardaki gençlerin %58’i eşcinselliği reddetmektedir.  Eşcinseller diğer azınlık grupları gibi stereotipleştirilmektedir. Bunlar homofobi ve heteroseksizm (karşı cinsler arasındaki cinselliğin ve karşı cinsle olan birlikteliklerin lehine olacak şekilde negatif tutum, önyargı ve ayrımcılık) yüzünden olmaktadır. Heteroseksizm, herkesin heteroseksüel kabul edilmesi ve karşı cinse ilgi duymanın ve karşı cinsle olan birlikteliklerin norm olması ve bu yüzden üstün olduğu anlamını da içerir. Homofobi, eşcinsellere ya da eşcinselliğe karşı duyulan irrasyonel nefret, korku, hoşnutsuzluk ya da ayrımcılıktır.[190][188][189] Homofobi farklı şekillerde gösterilir ve birçok farklı tiplerinin olduğu varsayılmaktadır. Bunların arasında içselleştirilmiş homofobi, sosyal homofobi, duygusal homofobi, rasyonelleştirilmiş homofobi ve diğerleri yer almaktadır.  Buna benzer olarak lezfobi(özel olarak lezbiyenleri hedef alma) ve bifobi (biseksüel insanlara karşı olma) kavramları da vardır. Bu tutumlar yüzünden işlenen cinayetler genel olarak nefret cinayeti ve eşcinsel zorbalığı olarak adlandırılır.
LGB’lerle (lezbiyen, gay ve biseksüel) ilgili stereotipler, LGB’lerin ciddi birliktelikler kuramadıkları, önüne gelen insanlarla cinsel ilişkiler kurdukları ve daha çok çocuklara tecavüz etme eğiliminde olduklarıdır. Ama bu iddiaları destekleyen bilimsel bir veri yoktur. Gay ve lezbiyenler ciddi birliktelikler kurabilmektedir ve bu birliktelikler heteroseksüel birlikteliklere önemli açılardan birbirine denktir.  Cinsel yönelim, kişinin çocuklara tecavüz etme olasılığını etki etmemektedir.
Heteroseksüelliğe dönüşme isteği ile ilgili bazı analitik yaklaşım ve davranışçı terapiler mevcut olup başarıları oldukça şüphelidir. Bu terapiler eşcinselliği heteroseksüellikten daha az arzulanır hale getirmeye ya da eşcinsellikten alınan zevki azaltmaya yöneliktir ancak gerçekten iyi motive edilmiş bir grupta bile kişinin cinsel ve duygusal yöneliminin değiştirilemeyeceği ortaya çıkmıştır.
Karşı cinsten insanların ilişkiye girdiği heteroseksüelliğin karşıtı olarak aynı cinsten insanların ilişkiye girdiği eşcinselliğin yer aldığı bir dizi toplumsal arenada heteroseksüelliğe ayrıcalıklı rol atfedilen hetoreksizimi, eşcinsel bireye motive etmeye çalışmakta bireye hasta olarak bakış açısını ortaya çıkarmaktadır.

Eşcinsellere yönelik şiddet

Saldırgan ve kınayan bir çevre, şifahi ve fiziksel suistimal, aile ve diğer insanlar tarafından reddedilme ve tecrit yüzünden, gey ve lezbiyen gençlerin intihar etmeleri, madde bağımlısı olmaları, okulda sorunlar yaşamaları ve yalnız kalmaları olasılığı daha yüksektir.
Cinsellik ve cinsel yönelim, varlığın temel unsurları olarak kişisel kohezif duyguların ve dünyada rahat ediş düzeyinin önemli belirleyicileridir. Günümüzde eşcinselleri "onarma" ve cinsel yönelimlerini değiştirmeye çalışan ve bunu iddia eden müdahalelerin ise yararlılığına, işe yaradığına dair yeterli bilimsel bir çalışma bulunmamaktadır. Ayrıca, eşcinsellik ve biseksüellik insan cinselliğinin normal ve pozitif çeşitlerinden biridir ve yapılan çalışmalarda homoseksüelliğin hastalık veya anormallik olarak görmeye dair emprik veya bilimsel bir temel bulunamamıştır.

Eşcinsellere yönelik önyargı

Tıp ve psikoloji alanlarında eşcinsellik bir hastalık veya ruhsal bozukluk olarak kabul edilmese de, kapalı toplumlar genelinde eşcinselliğe hâlâ bir hastalık, ruhsal sorun ve din kurallarına göre sapıklık olarak bakılmakta ve eşcinsel bireyler dışlanmaktadır. Özellikle bazı geleneksel ve manevi değerleri kuvvetli olan toplumlar eşcinsellere "öteki" olarak bakmaktadır. Bu toplumlarda cinsel roller daha çocukluktan itibaren belirlenmekte ve heteroseksüel ilişkinin dışındaki ilişkiler onaylanmamaktadır. Eşcinselliğin "insan doğasına aykırı" olduğu öne sürülmekte, insanın temel amacı olduğu varsayılan "üreme"ye ket vurduğu savunulmaktadır. Oysa bilim, cinsel kimliğin, insanın temel amaç ve/veya güdülerine etki etmediğini savunmaktadır . Ayrıca, Antik Yunan-Roma kültüründe görüldüğü gibi geleneksel ve manevi değerleri kuvvetli ve ataerkil olan her toplum eşcinselliğe karşı değildir.

Gey ve lezbiyenlere yönelik şiddet

1998’de Matthew Shepard eşcinsel olduğu için Aaron McKinney ve Russell Henderson tarafından bir çite bağlanmış ve öldürülesiye dövülerek can vermiştir. Bu cinayet, nefret suçu kapsamlarına cinsel yöneliminde eklenmesine neden olmuştur. Lezbiyen kadınlara da heteroseksüelliğe dönmesi için tecavüz edilebilmektedir. Amerika’da FBI’ın raporlarına göre nefret cinayetlerinin %24’ü kişinin cinsel yönelimi yüzünden işlenmiştir. Bunların %56.7’si anti-eşcinsel erkek önyargısı, %11.1’i anti-eşcinsel kadın önyargısı, %29.6’sı cinsiyet gözetmeksizin anti-eşcinsel önyargısı yüzünden işlenmiştir.

Eşcinsel bireyler arasında intihar

Saldırgan ve kınayan bir çevre, şifahi ve fiziksel suistimal, aile ve diğer insanlar tarafından reddedilme ve tecrit yüzünden, gey ve lezbiyen gençlerin intihar etmeleri, madde bağımlısı olmaları, okulda sorunlar yaşamaları ve yalnız kalmaları olasılığı daha yüksektir.
Homofobiye bağlı intihar oranı özellikle eşcinsel gençlerde çok yüksektir. Birleşik Krallık'ta Stonewall adlı eşcinsel hakları örgütü tarafından yapılan bir ankete göre genç eşcinsellerin %17'si ölümle tehdit edilmiş ve %12'si cinsel istismar yaşamıştır. Bazı araştırmalara göre İrlanda'da eşcinsel gençlerin üçte biri intihar etmeye çalışmış; İskoçya'da 15 ve 26 yaşları arası eşcinsellerin yarısı intihar etmeyi düşünmüş; Fransa'da 20 yaşın altındaki eşcinsel erkeklerin %27'si intiharı denemiş; İtalya'da eşcinsellerin %13'ü intihar etmeye çalışmıştır. Belçika'da 15 ve 25 yaşları arasındaki eşcinsel gençlerin intihar riski oranı diğer kişilere nazaran beş kat daha yüksektir. Almanya'da 15 ve 27 yaşları arası eşcinsellerin %18'i en az bir kere intihar etmeyi denemiş, %66'sı kendi aileleri tarafından fiziksel veya sözlü istismar yaşamış, %27'si öğretmenler tarafından baskı görmüştür. 2007'de yapılan bir araştırmaya göre eşcinsellerin en az %30'da biri son 12 ay içerisinde hakarete maruz kalmış, tehdit edilmiş veya saldırıya uğramıştır.
Bazı ülkelerde okullarda homofobiyi önlemek için çeşitli çalışmalar yapılmaktadır. Örneğin; İspanya'da DecideT adlı LGBT hakları grubu homofobik baskı ve yıldırmayı engellemek amacıyla bir rehber yayınlamıştır. Batı Avrupa'da homofobi, sporda da çok yaygındır. Özellikle ragbi, futbol gibi maço kabul edilen spor camialarında çok sınırlı sayıda sporcu eşcinselliğini açığa vurmaya cesaret edebilmiştir. Bunun istisnalarından futbolcu Justin Fashanu, 1990 yılında eşcinselliğini ilân ettikten sonra hayranlarından, ailesinden ve takım arkadaşlarının dışlama ve hakaretlerine maruz kalmıştır. Kardeşi John Fashanu, onu alenen kardeşlikten reddetmiştir. Justin Fashanu 3 Mayıs 1998'de intihar etmiştir ve geride şu notu bırakmıştır:
« ...Suçlu olduğumu sanıyorum. Arkadaşlarımı ve ailemi daha çok utandırmak istemiyorum... Umut ediyorum ki çok sevdiğim İsa Mesih beni nezaketle karşılar, nihayet huzur bulurum.  »
Arnavutluk Millî Futbol Takımı'nın eski menajeri Otto Barić, kendi takımında eşcinsel bir futbolcunun yer almasına asla izin vermeyeceğini ilân etmiştir; 31 Temmuz 2007'de, UEFA tarafından homofobi nedeniyle 3.000 avro para cezasına çarptırılmıştır. Sporda homofobi sadece futbola has bir şey değildir. Eşcinsel olan Berlin belediye başkanı Klaus Wowereit, şehrin yerel buz hokeyi takımını olan Berliner Eisbäre'nın maçlarından birini seyretmeye gittiği zaman karşı takımın taraftarları "Hauptstadt der Schwulen, wir sind die Hauptstadt der Schwulen" ('İbnelerin başkenti') şeklinde tezahürat yapmıştır.

Hukuk, politika ve toplum

Ana madde: LGBT hakları
Birçok ülkenin aksine yine birçok ülkede eşcinsellik veya erkek erkeğe seks, ilişki bir suç olarak kabul edilmektedir, fakat son yıllarda bu ülkelerin sayısı hızla düşmektedir. Uluslararası Af Örgütü'ne göre 2007'den beri yaklaşık 70 ülkede eşcinselliğe ceza verilmektedir. Hindistan, Afrika'nın bazı bölgeleri, Guyana, Jamaika, Kuzey Kore, Malezya, Papua Yeni Gine, bazı Orta Asya devletleri ve birçok Müslüman ülkede (Ortadoğu ve Kuzey Afrika) eşcinsellik kanunen hapis cezasıyla cezalandırır. Eşcinsel ilişki veya herhangi bir livâta hareketinde bulunanlara idam cezası verilen ülkeler şunlardır: Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, İran, Moritanya, Nijerya'nın kuzeyindeki bazı eyaletleri, Somali, Sudan ve Yemen...

Cinsel yönelim konum ve etimolojisi;

Cinsel ilişkideki konumuna göre Batı ülkelerinde böyle bir ayırım artık yapılmamakla birlikte, eşcinselliğin daha gizli yaşandığı, daha muhafazakar ülkelerde eşcinsel erkekler "verici" (etken, aktif) ya da alıcı (edilgen, pasif) olarak ikiye ayrılmaktadır ve bu kültürlerde özellikle kadınsı görünümlü ya da pasif konumda olan erkekler eşcinsel olarak kabul edilmekte ve toplumun büyük bir kesimi tarafından dışlanmaktadırlar. Etken (aktif) ve edilgen (pasif) terimlerinin üstünlük veya aşağılık belirttiğinin düşünülmesi nedeni ile günümüzde artık bu terimlerin eşcinselleri tanımlarken kullanımından kaçınılmaya başlanılmıştır. Kadın ve erkeğin toplumsal kademelendirmesinde de etkenlik olumlu bir nitelik olarak erkeğe, edilgenlik ise olumsuz bir nitelik olarak kadına yüklenir.

Cinsel yönelim ve kimlik;

Kinsey ölçeği

Heteroseksüel-Eşcinsel derecelendirme ölçeği olarak bilinen Kinsey ölçeği,kişinin belirlenmiş bir zamandaki cinsel aktivesinin geçmişini ya da bölümlerini tanımlamaya çalışır. Derecelendirme 0’dan 6’ya kadardır. 0 tümüyle heteroseksüel anlamına gelirken, 6 tümüyle eşcinsel anlamına gelmektedir. Ölçekte aseksüelleri de tanımlamak için ek olarak bir de “X” vardır.


Yönelim ve davranış;

Amerikan Psikiyatri Kurumu, Amerikan Psikologlar Birliği ve Sosyal İşçilerin Ulusal Kurumu cinsel yönelimi kişinin sadece ayrık bir özelliği olarak değil, başkalarıyla tatmin edici birliktelik kurmaya çalışan kişinin evreni olarak tanımlamıştır:

 Cinsel yönelim genellikle kişinin biyolojik cinsiyeti, cinsiyet kimliği ya da yaşı gibi bir özellik olarak ele alınmaktadır. Bu perspektif eksiktir çünkü cinsel yönelim her zaman ilişkisel terimlerde kullanılır ve diğer kişilerle birliktelik kurmayı gerektirir. Cinsel eylem ve romantik çekimler, kişinin birliktelik kurduğu kişilerin biyolojik cinsiyetine göre heteroseksüel ya da eşcinsel olarak sınıflandırılmıştır. Aslında kişiye yapılan eyleme duyulan arzu kişinin heteroseksüellik, eşcinsellik ya da biseksüelliğini ifade eder. Bu eylemler el ele tutuşma, öpüşme gibi basit şeyleri de içerir. Bu nedenle cinsel yönelim, kişilerin diğer kişilerle sevgi, bağlılık, samimiyet için kurduğu kişisel birlikteliklerle tamamen bağlantılıdır. Cinsel davranışlara ek olarak bu bağlar, partnerler arasındaki cinsel olmayan sevgi hareketlerini, paylaşılmış hedefleri, karşılıklı desteği ve devam eden sadakati de içerir.


Coming out;

Coming out, kişinin cinsel yönelimini ya da cinsiyet kimliğini açıklamasıdır ve çeşitli şekilde psikolojik bir süreç ya da yolculuk olarak tanımlanır ya da deneyimlenir. Coming out genellikle üç evreden oluşur. İlk evre kendini bilme ve eşcinsel birlikteliklere açık olduğunu anlamadır. Bu genellikle içsel çoming out olarak tanımlanır. İkinci evre kişinin diğer kişilere (örneğin aile, arkadaşlar ya da meslektaşlar) cinsel yönelimini açıklamaya karar vermesidir. 3.evre de genellikle kişinin açık bir şekilde LGBT bir birey olarak yaşamasını içerir. Bugünlerde Amerika’da insanlar genellikle lisede ya da üniversite yaşlarında cinsel yönelimlerini açıklamaktadır. Lezbiyen, gay ve biseksüller (LGB), bu yaşlarda özellikle cinsel yönelimleri toplum tarafından kabul edilmediğinde diğer kişilere güvenmeyebilir veya yardım istemeyebilir.
Rosario, Schrimshaw, Hunter ve Braun'a (2006) göre lezbiyen, gay ve biseksüel kişilerin (LGB) cinsel kimlikleri kompleks ve zorlu bir süreçten geçmektedir. Diğer azınlık gruplarının aksine (örneğin etnik ve ırksal azınlıklar) çoğu LGB, kendi kimlikleri hakkında bir şeyler öğrenebileceği ve onlara destek verebilen kişilerin var olduğu bir toplulukta yetişmemektedir. Bunun yerine LGB’ler daha çok eşcinsellik hakkında bilgisiz ya da eşcinselliğe düşman bir toplulukta yetişmektedir.
Outing, kişinin cinsel yöneliminin kendi rızası olmadan topluma ifşa edilmesidir.Birçok politikacı, ünlü, askerlik hizmetlerinde çalışan kişiler ve rahiplerin kötü niyet, politik veya ahlaki nedenlerden dolayı cinsel yönelimleri ifşa edilmiştir.

Cinsiyet kimliği;

Eşcinsel cinsel kimlik ve yönelimleri
Eşcinsel evlilik destek için NOH8 kampanyası için Adam Bouska tarafından Indiana Üniversitesi gay-düz ittifakı işbirliği ile çekilen fotoğrafta Süleyman Hursey ve Jonas Haefele isimli iki model.
Arzu ve ilgi noktasında duygusal birlikteliği olan iki lezbiyen birey.

Gey

Ana madde: Gey
"Gey" sözcüğü, Oxford İngilizce Sözlük'te "eşcinsel kişi (genellikle erkek)" olarak tanımlanır. "Eşcinsel erkek" anlamında bir kelime olmayışı konusundaki eksikliği gidermek için ilk olarak bu anlamda kullanılan Gey kelimesi, zamanla eşcinsel kişi olarak da kullanılmaya başlanmıştır.
Kökende "gey" sözcüğü Fransızca kökenli "gai" kökünden gelmektedir. Aslen "neşeli, umursamaz" ve "canlı renkli, gösterişli" anlamlarına gelen "gey" tabiri 1960'lı yıllardan itibaren erkek eşcinseller tarafından kendilerini tanımlamak amacıyla kullanılmaya başlanmıştır. İngilizce'deki gey kelimesinin diğer anlamlarında kullanımı zamanla yok olmaya yüz tutmuştur.

Lezbiyen

Ana madde: Lezbiyen
Kadın eşcinsel anlamına gelen "lezbiyen" kelimesi 1800'lü yıllardan beri kullanılmaktadır. Bu kelimenin kökeni eşcinsel kadın şair Sappho'nun memleketi Lesbos (Midilli) Adası'na dayanır. Sappho şiirlerinde, kadınlara karşı duygularından bahsetmiştir. Dilbilimi açısından lezbiyen kelimesi "Lesboslu" anlamına gelir.

Biseksüel

Ana madde: Biseksüellik
Biseksüellik, duygusal veya cinsel yönelimi hem kendi hem de karşı cinsine dönük olan canlı. Biseksüel sözcüğü hem isim, hem sıfat olarak kullanılır. Bu cinsel yönelim, kimliğine sahip bir kimsenin aynı anda hem bir erkekle hem de bir kadınla cinsel olarak ilgili olması gerekmez. Bazı biseksüeller bu ya da öteki toplumsal cinsiyetle (veya her ikisiyle de) asla cinsel ilişkiye girmemişlerdir. Heteroseksüeller ve gay erkekler ile lezbiyenler için geçerli olduğu üzere, cinsel çekim her arzu edildiğinde davranılmasını gerektirmez.

Eşcinsel birliktelikler

Eşcinsel yönelime sahip kişiler cinselliklerini çeşitli yollarla ifade edebilirler ve cinselliklerini davranışlarında ifade edebilirler ya da etmeyebilirler. Kinsey ölçeği, kişinin belirlenmiş bir zamandaki cinsel aktivitesinin geçmişini ya da bölümlerini tanımlamaya çalışır. Derecelendirme 0’dan 6’ya kadardır. 0 tümüyle heteroseksüel anlamına gelirken, 6 tümüyle eşcinsel anlamına gelmektedir. Araştırmalar birçok gay ve lezbiyenin ciddi ve uzun ömürlü ilişki istediklerini bulmuştur. Örneğin anket verileri gaylerin %40 ve %60 arasının, lezbiyenlerin de %45 ve %80 arasının o an romantik bir ilişki içinde olduklarını göstermektedir. Anket verileri aynı zamanda gay çiftlerin %18 ve %28 arasının ve lezbiyenlerin %8 ve %21 arasının Amerika’da on yıl veya daha fazla birlikte yaşadıklarını göstermektedir. Araştırmalar eşcinsel çiftlerin heteroseksüel çiftlerle eşit derecede birbirinden tatmin olduğunu ve ciddi ilişki kurduklarını bulmuştur. İlişkinin ciddiyeti ve ilişkiden tatmin olma konusunda yaş ve cinsiyet, cinsel yönelime göre daha güvenilir bir istatistiktir ve heteroseksüel ve eşcinseller romantik ilişkiler bakımından kıyaslanabilir beklentiler ve idealler paylaşmaktadırlar.

Eşcinselliğin demografisi

Amerikan seksolog ve yazar Alfred Kinsey heteroseksüel-eşcinsel derecelendirme ölçeği olarak bilinen cinsel yönelim cetveli veya kinsey ölçeğinde, "Erkekte Cinsel Davranış" isimli eserinde “The world is not to be divided into sheep and goats” yani “Dünya koyunlar ve keçiler diye ikiye ayrılmıyor” demiş ve bu cinsel yönelim cetvelini ortaya atmıştır.
Gey ve lezbiyen popülasyonunun büyüklüğüyle ilgili güvenilir veriler kamu politikası için önemlidir. Örneğin demografiler, yerli ortaklık, eşcinsellerin evlat edinmesinin yasallaşması ve Amerikan ordusundaki Sorma Söyleme politikasının yararları ve maliyetlerini hesaplamaya yardım eder. Gay ve lezbiyen popülasyonuyla ilgili bilgiler, sosyal bilim adamlarının işçi pazarı tercihleri, insan sermayesi birikimi, ev halkı konusunda uzmanlaşma, ayrımcılık ve coğrafi konum hakkında kararlarla ilgili önemli soruları anlamasına da yardım eder.
Eşcinselliğin yaygınlığını ölçmek zordur. Birçok insan eşcinsel çekimlere sahip olmasına rağmen kimliklerini eşcinsel ya da biseksüel olarak görmek istemeyebilirler. Araştırma, cinsel yönelimi tanımlayabilen ya da tanımlayamıyabilen bazı karakteristikleri ölçmek zorundadır. Eşcinsel arzulara sahip kişilerin sayısı bu arzularını fiile dönüştüren kişilerin sayısından, arzularını fiile dönüştüren kişilerin sayısı da kendi kimliğini gay, lezbiyen ya da biseksüel olarak gören kişilerin sayısından daha büyük olabilir.
1948 ve 1953 yılları arasında Alfred Kinsey, erkek deneklerin %46’sının her iki cinse cinsel olarak tepki verdiğini, %37’sininde en az bir eşcinsel deneyim yaşadığını rapor etmiştir. John Turkey, Kinsey’i rasgele değil uygun örnekler kullandığı için eleştirmiştir. Sonraki bir araştırmada örnek yanlılığı olmamasına rağmen benzer sonuçlar elde edilmiştir. LeVay, Kinsey’in sonuçlarının demografik araştırmaların yorumlanması gerektiğini gösteren bir uyarı niteliği taşıdığını belirtmiştir çünkü bilimsel metotlar kullanılmasına rağmen farklı kriterlerin kullanılmasının farklı sayılara ulaşmaya yol açabileceğini belirtmiştir.
Önemli araştırmalar insanların %2’den %11’e kadar bir kısmının geçmişlerinde eşcinsel aktivite yaşadığını göstermektedir. Eşcinsel çekimler ve/veya davranışlar rapor edildiğinde bu oran %16-21’e çıkmaktadır. 2006’daki bir araştırmada, araştırmaya katılanların %20’si bazı eşcinsel hisleri deneyimlediğini anonim olarak rapor etmiş ama sadece %2-3’ü kendi kimliğini eşcinsel olarak gördüğünü söylemiştir. 1992’de yapılan bir araştırmada Britanyalı erkeklerinin %6.1’i, Fransız erkeklerininse %4.1’inin eşcinsel deneyim yaşadığı rapor edilmiştir. 2008’de yapılmış bir anket, Britanyalıların %13’ünün eşcinsel aktivite yaşadığını ama sadece %6’sının kendi kimliklerini eşcinsel ya da biseksüel olarak gördüklerini bulmuştur. 2010’da Ulusal İstatistik Ofisi’inin (ONS) yaptığı bir anket, Britanyalıların %1.5’inin kendi kimliklerini eşcinsel ya da biseksüel olarak gördüğünü bulmuştur. ONS, bu bulguların %0.3’le %3’ arasında bir oranı gösteren araştırmalarla uyumlu olduğunu öne sürmüştür.
2008’de Amerika’da başkanlık seçimleri gününde, oy verdikten sonra oylama yerinden çıkan oy verenler arasında yapılan seçim anketi, seçmenlerin %4’ünün gay, lezbiyen ya da biseksüel olduğunu göstermiştir. Bu oran 2004’teki oranla aynıdır. 2000’de yapılan Amerika’daki nüfus sayımı, evli olmayıp aynı evde yaşayan 601, 209 eşcinsel çift olduğunu göstermiştir.
Károly Mária Kertbeny «homoseksüel» kelimesini ilk kez kullanan kişidir (1868). Macar Milli Kütüphanesi.
Eşcinsel yönelimin önceden kişinin kendi cinsiyetiyle bağlantılı olduğu düşünülmüştür. Örneğin bir kadına ilgi duyan bir kadının maskülen özelliklere ya da bir erkeğe ilgi duyan bir erkeğin feminen özelliklere sahip olduğu anlayışı olmuştur. Ama 20.yüzyılın ortalarında cinsiyet kimliği cinsel yönelimden ayrı bir fenomen olarak görünmeye başlanmıştır.
Cinsel yönelimlerin dağılma oranları transgender ve cinsiyet kimliğiyle uyumlu kişiler (cisgender) arasında oldukça farklı olsa da transgender ve cinsiyet kimliğiyle uyumlu kişiler erkeklere, kadınlara ya da her iki cinse ilgi duyabilir. Heteroseksüel, eşcinsel ve biseksüel kişiler maskülen veya feminen olabilir ya da hem maskülen hem feminen özellikler gösterebilir. Buna ek olarak birçok lezbiyen ve gay toplulukların üyelerinde ya da destekçilerinde “cinsiyetiyle uyumlu heteroseksüel” ve “cinsiyetiyle uyumsuz eşcinsel” sterotipleri vardır. Ama J. Michael Bailey ve K.J. Zucker tarafından yapılan araşırmalar, çoğu gay ve lezbiyenin çocukluk yıllarında cinsiyet uyumsuzluğu yaşadığını bulmuştur.






18 Eylül 2014 Perşembe

LGBTQ hakkındaki her şey(Genel ve Bilinmedik);

LGBT AÇILIMI; LGBT (ya da GLBT), "lezbiyen", "gey", "biseksüel" ve "transgender" kelimelerinin baş harfleridir. Bu bazen LGBTT (lezbiyen, gey, biseksüel, transseksüel veya travesti) şeklinde de yazılır 1900'lardan itibaren kullanılmaya başlayan "LGBT", eşcinsel hakları mücadelesinde kullanılan çatı kelimedir. Eşcinsel hareketi olarak adlandırılan LGBT hareketi, eşcinsel kelimesinin travesti, transeksüel ve biseksüelliği kapsamıyor oluşu nedeniyle çatı kelime olmaktan çıkmıştır. Hareket GLBTT kelimesini kullanmaya başlamış ancak lezbiyenlerin toplumda "yok" sayılıyor oluşu sebebiyle, L harfi başa alınmış ve kadınlara bir tür pozitif ayrımcılık yapılmıştır. Yurtdışındaki bazı örgütler bu çatı kelimeye daha sonradan interseksüelleri temsilen I ya da queeri temsilen Q harflerini eklemişlerdir.

ETİMOLOJİ; Yaygın olarak kullanılan ilk terim "eşcinsel" olmuş, cinsel devrimlerden önce ve süregelen homofobi için olumsuz çağrışımları taşımak için düşünülmüş ve yerini eğilimine göre belirleyen sözcükler almıştır. Bunlar; lezbiyen, gey, transeksüel gibidir. Lezbiyenlerin kamudaki söylevleri ve geylerden farklı olarak farklı cinsel aktiviteleri bazı lezbiyen-feministlerin geyler aleyhine ayrılıkçı, öfkeli görüşler düşünmesine neden olmuştur.
LGBT bireyler günümüzde tanımlanmakta olup, zaman içinde genel toplum anlayışına aksi marjinal bireylerin de açık desteğini almakta olan eşcinseller toplum tarafından marjinal bireyler olarak nitelendirilmektedir. Ancak halen dünya genelinde bireyler toplumun sözlü ve cinsel tacizine uğramaktadır. Transseksüel aktris Candis Cayne'ın 2009 yılında dediği gibi; "Biz hala açıkça taciz edilebilir bireyleriz".

TARİHİ; İnsanlık tarihi kadar eski LGBT ve eşcinsellik eski kaynaklarda M.Ö. 2000-3000 arasındaki döneme kadar uzanan LGBT'nin tarihi ile ilgili en eski yazılı belgeler Eski Mısır, Sümerler ve Hititlere uzanmaktadır. Bazı Mezopotamya tapınaklarında, yakın zamana değin Hindistan'da süren bir uygulamaya benzer biçimde, kutsal fahişelerin yanı sıra kültün hizmetine verilmiş eşcinsel fahişeler bulunmaktaydı. Yine LGBT tarihinde özel bir önemi olan iki eski Doğu halklarından Hititler ve Yahudiler tarihte yer almıştır. M.Ö. 1400'lerden kalma bir Hitit yasa derlemesinde erkekler arasında evliliğe izin veren bir madde belirlenmiştir. Bu yasa tarihte eşcinsel evliliğe izin tanıyan ilk yasa olma özelliğinide taşımaktadır. Bir diğer topluluk; Yahudiler ise eşcinselliğe karşı yürüttükleri mücadeleyle tanınırlar. Batı uygarlığının eşcinselliği mahkum etmesinin temelinde önce Musevilik, daha sonra Hıristiyanlık kaynaklarında yer alan bu mücadele yatmaktadır.
Akdeniz uygarlığında "LGBT" ve eşcinselliğin göreceli olarak daha serbest olduğu, sosyal açıdan kabul gördüğü, hatta bazı boyutlarıyla yüceltildiği bir ülke de Antik Yunanistan olup burada pederastik (Türkçe: erkeklerle genç erkekler arasındaki ilişki ve aşk veya (Türkçe: kadınlarla başka kadınlar arasındaki ilişki ve aşk) edebi, sanatsal ve felsefi konuılarda saygınlık kazanmıştır. Yine Eski Yunan sanatının büyük bölümünde eşcinsellik bir esin kaynağı olmuştur. Sanatta çıplak, yarı çıplak erkek figürleriyle başlayan bu akım, M.Ö. 4. ve 5. yüzyıllarda heykel sanatıyla daha da ilerlemiş ve tarihte bir daha eşine ulaşılamayan bir yoğunluğa ulaşmıştır. Eski Yunan şiirinde de eşcinselliğe dayanan esinin büyük yeri vardı. Ama yalnızca erkek eşcinselliği değil, kadın eşcinselliği de işleniyordu. Kendiside biseksüel olan Sappho'nun şiirleri bunun kanıtıdır. Tarihi kaynaklarda Sapp­ho'nun Midilli (eski adıyla: "Lesbos")'ta sa­de­ce kız­ öğrencilerin eği­tim gör­dü­ğü bir cim­naz­yu­mu bulunmaktaydı. Ken­di­sinin de eş­cin­sel olduğu düşünülen Sapp­ho'nun cim­naz­yu­mu, öğ­ren­ci­le­ri ara­sın­da eş­cin­sel iliş­ki ya­şan­dı­ğı ge­rek­çe­siy­le hal­kın ve yö­ne­ti­ci­le­rin tep­ki­si­ni çek­miş ve ada­da eşcinsel olduğu düşünülen kişilere karşı homofobik olay­lar ya­şan­mış­tı. Yine Sappho yazdığı şiirlerinde, kadın arkadaşlarına ve öğrencilerine tutkuyla ve aşk ile seslendiği için onun lezbiyen olduğu düşünülerek Lesbos Tiranı tarafından Sicilya'ya sürgüne gönderilmiştir. Sappho bir şiirinde imge olarak eşcinselliğe atıfla şöyle yazmıştır;
"Dön yalvarıyorum sana,
Süt beyazı tuniğini giyerek.
Ah güzel endamını nasıl bir ateş sarıyor,
Baştan çıkarıcılığın karşısında her kadın titrer" (Sappho)


Antik Yunan'da, “tribades” denilen kadınlarla cinsel ilişki kurmaya, erkeklerle olduğundan daha fazla düşkün olan kadınlar için kullanılmış terimde eski kaynaklarda yer almaktadır. Yine cumhuriyet dönemi Roma Uygarlığı'nda eşcinsel ilişkiler sert bir baskıyla karşılanıyor, bu baskı sadece bir Roma vatandaşı söz konusu olduğunda uygulanıyor, eşcinsellik bütünüyle yadsınmıyordu. Antik Çin'in bütün tarihi boyunca, özellikle Han hanedanı döneminde (MÖ. 206 - MS. 220) eşcinsellik çok yaygındı. Feodal Japonya'da askeri çevrelerde eşcinsellik tipik bir olguydu. Akdeniz Bölgesi'nde ise ortaçağ Arap uygarlığında erkekler arasında eşcinsel ilişkilerden esinlenilen bir şiir geleneğinin geliştiği bilinmektedir. Yine bu konuya ilişkin birçok anekdot vardır. Binbir Gece Masalları okunduğunda, Arap toplumunda eşcinselliğin konumuna ilişkin bir düşünce edinilebilmektedir. Arap ülkelerinde erkekler arasında eşcinselliğe ait gelenekler günümüze kadar sürmüştür. Afganistan'da, kadın gibi giyinmiş ve makyajlı oğlanlar, ondokuzuncu yüzyıla kadar zengin erkeklerin haremlerinin bir parçasıydılar. Kaşif Richard Francis Burton bir yazısında Afganistan'daki bu durum için şöyle yazmıştır:
"Afganlar büyük ölçüde ticari gezginlerdir. Her bir kervanda neredeyse tümüyle kadın giysileri giymiş oğlanlar ve gençler vardır. Gözleri sürmeli, yanaklarına allık sürülmüş, uzun bukleli, kınalı parmakları, görkem içinde develerini süren bu oğlanlara gezgin karılar denir, kocaları yanlarında sabırla uzun yolculuğa katlanırlar."

Hıritiyanlığın eşcinselliği yasaklamasına karşın, Batı ülkelerinde de ortaçağ boyunca eşcinsel ilişkilerin, çok yaygın olmamakla birlikte, sürdüğü bilinmektedir. Papa ve kardinallerin yasakları, mahkeme kararları ve infazlar bu yasaklara karşın LGBT'ler arasında cinsel ilişki ve aşkın varlığını sürdürdüğünü kanıtlamaktadır. Yine Rönesans'ın sürdüğü 15. ve 16. yüzyıllarda eşcinselliğin Eski Yunan'ı anımsatan bir biçimde canlanmasını getirdi. Rönesans Avrupası'nda eşcinsel olan ya da bu eğilimi heteroseksüel ilişkiyle birlikte sürdüren pek çok ünlü kişi vardı. Aynı durumun modern çağ için de geçerli olduğu söylenebilir. 1968'deki cinsel devrimden ve 1969'daki Stonewall ayaklanmalarından önce toplumda LGBT bireyler için aşağılayıcı kelimeler, polis şiddeti, antipati ve homofobi vardı. Cinsel yönelim kavramı heteroseksüellik ile özdeşleştirilmişti. Cinsel devrimlerin ardından hızla büyüyen LGBT hak mücadelesi Batı Avrupa'dan başlayarak dünya çapında (Kuzey ve Güney Amerika, Avustralya, Orta ve Doğu Avrupa) kabul görmeye başlarken; Güney Afrika, İsrail, Filipinler, Güney Kore, Japonya, Nepal ve Tayvan dışındaki Afrika ve Asya ülkeleri eşcinselliği suç kabul etmek, cinsiyet düzeltme ameliyatlarına izin vermemek gibi ayrımcı uygulamaları sürdürmektedir.
Stonewall ayaklanmalarıyla beraber içe kapanıklığın dışa açılımı 1970'lerin sonu ve 1980'lerin başında başlamış, LGBT bireyler için bir algı değişimi olmuş; bazı gey ve lezbiyenlerin toplumsal ilk kabulleri yaşanmış, biseksüel ya da transseksüel kişiler de hak ve kabul için çeşitli aktivitelerde bulunmuş ve örgütlenmeler yoluna gitmiştir.


KÜLTÜR; Cinsel kimlik ve yönelimi lezbiyen, gey, biseksüel ve transgender (travesti, transseksüel) bireylerce düzenlenen etkinlikler, aktiviteler veya yine LGBT ile ilgili yapılanlar ve yapılacakları tanımlamakta genel adlandırma "LGBT kültürü"dür. Terim eşanlamlı olmadığı hâlde yine bu kavramı tanımlamak için "Gey kültürü" adıda kullanılır.


HAKLAR;

Ülkelerine göre LGBT hakları;

Lezbiyen, gey, biseksüel ve transgender (LGBT)'yi etkileyen yasalar ülkeden ülkeye, bölgeden bölgeye çok büyük farklılıklar gösterir. Kimi ülkeler eşcinsel evlilik, medeni birliktelik gibi hakları tanırken kimi ülkelerde ölüm cezası başta olmak üzere çeşitli cezalar uygulamaktadır. LGBT bireyler ile ilgili yasalardan bazıları LGBT evlat edinme, göç hakkı, Cinsel yönelimler ve askerlik hizmeti, ayrımcılık karşıtlığı, bireylere karşı şiddet, nefret suçları, oğlancılık (sodomi) ve adil, eşit olmayan reşit olma yaşı gibi yasalardır.
Birleşmiş Milletler, 2011 yılında LGBT bireylerle ilgili ilk önergesini yayınladı ve bunu nefret suçları, eşcinselliğin yasaklanması ve ayrımcılığın da dahil olduğu LGBT bireylere yönelik şiddetin belgelenmesi ile ilgili raporlar izledi.

Anketler;  ' http://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%9Clkelerine_g%C3%B6re_LGBT_haklar%C4%B1 '

Günümüzde resmi bir heteroseksist ayrımcılığın bulunmadığı 17 ülke vardır. Bunlar Arjantin, Belçika, Birleşik Krallık, Brezilya, Danimarka, Fransa Kanada,İspanya, İsveç, İzlanda, Lüksemburg, Hollanda, Norveç, Güney Afrika, Uruguay ve Yeni Zelanda'dır. Bu tam anlamıyla ayrımcı olmama durumu evlilik ve evlat edinme haklarını da kapsamaktadır. Bu ülkeler dışında Portekiz'de de evlilik hakkı vardır; ancak Portekiz evlat edinme hakkını tanımamaktadır.

LGBT sosyal hareketleri;

LGBT'ler arasında aktivist veya sosyal hareketin sıkça belirtilen bir amaç, LGBT kişiler için sosyal eşitliktir; bazı kişiler ayrıca LGBT toplulukları geliştirmek ya da daha geniş toplumu cinsel baskılardan kurtarmak için çabalamışlardır. Günümüzde örgütlenen LGBT hareketleri lobicilik ve sokak yürüyüşleri; sosyal gruplar, destek grupları ve topluluk etkinlikleri; dergiler, filmler ve edebiyat; akademik araştırma ve yazı; ve iş faaliyetleri gibi çok çeşitli siyasî eylemcilik ve kültürel faaliyetlerden oluşur

Onur yürüyüşü; Onur Yürüyüşü, her yıl Haziran ayının sonlarında dünya genelinde kutlanan ve Stonewall ayaklanmasının yıl dönümünde gerçekleştirilen bir dizi etkinlikler ve törenler bütünüdür. LGBT topluluğunda onur yürüyüşü veya gey onur yürüyüşü gibi isimlerle de bilinir. Bir dizi etkinliklerin ve geçiş törenlerinin gerçekleştirildiği etkinlikler Stonewall ayaklanmaları anısına gerçekleştirilmektedir. Tarih; 1969 yılında Stonewall Inn adlı barda baskı, şiddet ve ayrımcılığa dayanamayan eşcinseller ayaklanmış, kendileri üzerinde baskı kuran polisi bara hapsetmiş ve 4 gün boyunca sokaklarda çatışılmış, eylemler yapılmıştır. LGBT mücadelenin dönüm noktalarından biri olan gün dünyanın her yerinde onur haftası, gey onur, LGBT onur ve onur yürüyüşü gibi adlarla kutlanır. Burada kastedilen onur, kişinin kendi oluşunun onurudur, kendi varoluşundan utanmayışının yansımasıdır.

Türkiye'de Onur Haftası 1993'te ilk defa "Cinsel Özgürlük Haftası" adı ile  kutlanmak istenmiş, ancak dönemin İstanbul valiliğinin izin vermemesi ve yurtdışı konuklarını sınırdışı etmesi sonucu etkinlikler o yıl gerçekleştirilememiştir. Yurtdışından gelen konukların sınırdışı edilmesi ve gelişen olaylar sonucunda LGBT hakları için Lambdaistanbul ve Kaos GL'nin temelleri atılmıştır.
Bir hafta boyunca çeşitli LGBT ile ilgili paneller, film gösterimleri, tiyatrolar, konserleri ve partiler gibi bir dizi etkinliklerin gerçekleştiği bu haftaya Türkiye ve diğer ülkelerden insanlar katılmaktadır. Birçok araştırmacı, yazar, politikacı ve sanatçının yer aldığı paneller 2007 yılında Fransız Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilmiştir.

Ülkelerine Göre Onur Yürüyüşü;

Türkiye;1993 yılından bu yana; 2005 yılından beri ise Türkiye'de Onur Yürüşleri düzenli bir şekilde yapılmaya başlanmıştır. Onur Haftası'nın pazara denk gelen son günü saat 15.00 da gerçekleştirilir. İstanbul'da genelde Taksim Meydanı'ndan, Şişhane'ye doğru bir dizi etkinliklerle yürünür. 2007'de 25 metre uzunluğunda bir Gökkuşağı bayrağı açılmış, gerçekleştirilen yürüyüş kortejine çeşitli sahne kıyafetleri, elbiseler ve gelinlikler giyerek müzikler eşliğinde yürüyen yaklaşık 1500 kişi katılmıştır. 2012 yılında o güne kadarki en fazla katılımı alan yürüyüşe 20.000 kişi katılmıştır. Türkiye'de Onur Yürüyüşleri Ankara, Antalya, Bursa, Hatay ve 2013 yılında ilk kez İzmir olmak üzere farklı şehirlerde farklı adlarla kutlanmaktadır.


Sloganlar;

Onur Yürüyüşlerinde LGBT topluluğunca çeşitli görsel, işitsel ya da yazılı sloganlar atılır. 2007 yılı ve sonrası yıllarda İstanbul'da gerçekleştirilen Onur Yürüyüşlerinde atılan bazı sloganlar;





"Velev ki ibneyiz!"
"Susma haykır, eşcinseller vardır"
"Susma haykır, lezbiyenler vardır"
"Eşcinseller susmayacaklar, susmayacaklar, susmayacaklar"
"Ayşe Fatmayı, Ahmet Mehmedi; birbirlerini sevebilmeli"
"Teşhirci değil travestiyiz"
"Okulda,işte,mecliste eşcinseller her yerde; kabul et ya da etme, eşcinseller her yerde"
"Çürük değil eşcinsel"
"Kurtuluş yok, tek başına, ya hep beraber, ya hiç birimiz"
"Nerdesin aşkım? Burdayım aşkım"
"Freddie Mercury'nin askerleriyiz".
"Faşizme karşı bacak omuza"

Hormonlu Domates Ödülleri;2005'ten bu yana İstanbul Onur Haftası etkilerinin bir parçası olarak verilmekte olan Hormonlu Domates Ödülü ilk olarak "hormonlu tavuk yemeyin, eşcinsel olursunuz" diyen Erman Toroğlu'ya verilmiş, ödülün isimlendirilmesinde ilham kaynağı bu homofobik söz olmuştur. Ödülün verilmesinde amaç medya, kurum, kuruluş ya da bireylerin yaptığı homofobik, ayrımcı sözlerine ve tutumlarına dikkat çekmektir. Hormonlu Domatesler, İstanbul Onur Yürüyüşünün ardından verilir

Tartışmalar; (Sosyal medya)
AKP Gaziantep Milletvekili Şamil Tayyar İstiklal Caddesi'nde gerçekleştirilen LGBT onur yürüyüşünden sonra Twitter’daki hesabından "“İstiklal'de yürüyen ayolcular, o cadde zaten günboyu sürekli kalabalık, sıkıyorsa Kazlıçeşme'de bir toplanın çapınızı çevrenizi bir ölçelim" yazması tepki çekti. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek'in de Twitter hesabından yürüyüşe katılan Hüseyin Aygün için; "Hüseyin Aygün sen gay mısın? Yanlış anlama sadece merak ediyoruz" şeklinde bir twit atması tepki topladı.

20 Temmuz 2014 Pazar

Yaşlı lezbiyenin yaşamı kısa film oldu..

Mersin'de huzurevinde yaşayan yaşlı lezbiyen bir kadının hayatını konu alan ve senaryosunu oyuncu Sinem Yaruk'un yazıp yönettiği 'Her şey yeniden başlıyor' kısa filminin çekimleri tamamlandı.

Açıklamalar ; 
http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/sinema/57397/Yasli_lezbiyenin_yasami_kisa_film_oldu.html

Alıntı.

GEY VE LEZBİYENLER HAKKINDA SORU ÖNERGESİ VERİLDİ!

Geçtiğimiz günlerde Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne, tarihinde milat sayılabilecek bir soru önergesi sunuldu.

DTP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel tarafından Meclis Başkanlığı’na sunulan soru önergesi, bu güne kadar meclis gündeminde adı bile geçmeyen ‘lezbiyen, gey, travesti, biseksüel ve transeksüel’ lerle ilgili.

Son dönemlerde lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve transseksüel kişilere karşı baskı ve saldırıların arttığını belirten Tuncel, bu insanların hakları ve yasal güvenceleri için yapılan çalışmaları sordu.
Ayrıca eşcinsellerin, ayrımcılığa uğramadan çalışma ve barınma haklarına kavuşması, toplumsal alanda var olabilmelerinin önünü açabilecek yasal güvencelerin sağlanması konularında çalışmalar olup olmadığı gibi sorular da önergede yer aldı.
Eşcinselleri ilk kez Meclis gündemine taşıyan bu soru önergesi önümüzdeki günlerde bir hayli konuşulacağa benziyor.

9 Haziran 2014 Pazartesi

Gaylerinde bir insan olduğunu unutmayın!;

Bu gün her şey güzel olacak diye ümit ediyorsun, kafanda bir sürü soru işaretleriyle.
Kiminiz okula, kiminiz işe.. Ama içinizdeki o yük ve hissizlik.
'Gün geçtikçe dahada çekilmez biri oluyorum' cümlesindeki hikaye işte bir başlangıç aslında.
Belki ailesi yok, belki annesini yeni kaybetti. Belki mutludur, belkide mutsuzdur. Ama o ilk başta
BİR İNSAN. Oysa diğerleri ona sapık, hormon bozukluğu olan
yada kızlar/erkekler ona yüz vermediği için gay olan biriymiş gibi bakıyor.
Kimse düşünmüyor 'ya bende eşcinsel olarak doğsaydım,
ya herkes benimle dalga geçseydi, bana pis bir şeymişim gibi baksaydı' diye..
Bunlara her gün katlanabilirmiydiniz? Oysaki biz katlanıyoruz.
Ve bazılarınızın o iğneleyici lafları umrumda olmuyor çünkü karşımdakinin,
başkalarının laflarına inanıp araştırma gereği duymayıp birde yargısız infaz yapan biri olduğunu biliyorum.
'SEÇİM' diyorlar ya gülüyorum. Gaylari son derece aşşağılayan ülkelerde, insan neden gay olmayı seçsin?
bir düşünün. Neden kötü gözle bakılmayı SEÇSİN, neden aşşağılanmayı SEÇSİN?
Bazılarınızın 'akıl hastasıda ondan' diyişlerinizi duyar gibiyim.
Akıl hastalığı bizim aksine, bir konu hakkında hiç bir bilgisi olmayıp araştırmak yerine,
üşenip üstüne kötüleyen, mantıklı düşünemeyen ve düşünmektende uzak olan, LGBT'i hastalık olarak gören
kişilere daha fazla uyuyor. İnanmıyorsanız, inanmamaya devam edin ama diyeceğim şu ki,
ben kendimi doğduğum günden itibaren bu hislerle biliyorum. Hep kızlara karşı bir ilgim vardı.
Ve üstelik bundan kaçıp kendimi bunalıma sokmak yerine, araştırmayı tercih ettim.
Daha gencecik kızken 15 yaşımda filan, ben bunları teker teker araştırdım. Belkide tonlarca kez
kendimi denedim. Emin olunca evet, ben buyum dedim. Ve kimse, elimde olmayan bir şey için beni hatta
diğerlerini suçlayamaz. KİMSENİN BUNA HAKKI YOK! Olamazda.
Çekiştirmekten vazgeçip bir kez olsun rahat bırakmayı öğenseniz..
Her şey daha iyi olabilirdi. Aramızda tonlarca yapmacık insan varken,
kendimiz gibi olmayı tercih ettiğimiz için yargılanmanın neresi adalet? Bu konu üstüne sayamıyacağımız kadar
araştırma yapılmış. Hala sapıklık olarak görülüyorsa, anlamak istemiyorsunuz demektir. Yada kabullenemiyorsunuz.
Kabullenip anlamak için çaba sarfetmiyorsunuzdur. Şimdi diğer soru ise neden mi bunları yazıyorum?
Dalga geçilip aşşağılanan okadar genç varki, tez yaşta okadar yükü taşıyan. Dayanamayıp hatta bunlar yüzünden intihar eden.
Devam edin, ettikçe dahada mahvedin her şeyi. Bir laf vardır 'Herkes kendine yakışanı yapar' diye.
Sanırım bukadar söz yeterli olmuştur. Saygılar, 1lovelesbian.blogspot.com okurları..

Circumstance(Lezbiyen film)

Atafeh ve Shireen ikiside yetim kalmış 16 yaşında iki genç kızdır. Atafeh ve Shireen’in duygusal ilişkileri ve kızlardan birinin abisinin bu ilişkiye bakış açısı anlatılmakta. Ergenliğin getirdiği karışıklıkların etkileri, bakalım bu genç 2 bayanı nasıl etkileyecek.

Türkçe dublaj ile izlemek için; 
http://filmlen.com/circumstance-filmi-izle/